Ulkeler

Rusya Ülke Rehberi

Anasayfa | Hakkımızda | Nasıl Online Bilet Alırım? | Bilgi Bankası | Bize Ulaşın
Yurtiçi Uçak Bileti Yurtdışı Uçak Bileti Charter Uçak Bileti
Türk Hava Yollari Anadolujet Atlasjet Sunexpress Borajet Onurair Pegasus
Yurtiçi
Yurtdışı
Charter
 
Moskova, Rusya
Fikir Paylaş

Bilgi Bankası

Şehir Rehberi   Ülke Rehberi   Havayolu Firmaları   Kampanyalar   Tavsiyeler   Faydalı Bilgiler   Haberler

Ülke Ara

Rusya Ülke Rehberi
Rusya Ülke Rehberi
 
Rusya Ülke Rehberi
 
Rusya Ülke Rehberi
 
Rusya Ülke Rehberi

Rusya, Doğu Avrupa ile kuzey Asya`ya yayılmış ve 17,075,400 km²`lik yüzölçümü ile dünyanın en geniş ülkesidir. Nüfus olarak ise sıralamada sekizincidir.

Tarihi

Rusya’nın bilinen tarihi 5. yüzyılda batıdan Rusya topraklarına giren Slav kabileleriyle başlar. İlk Rus devleti 9. yüzyılda İskandinavyalılar tarafından kuruldu. Devletin merkezi Novgrod ve Kiev’deydi. On üçüncü yüzyılda ülke toprakları Moğolların saldırılarına uğradı. Bundan sonra Moskova prenslikleri ve büyük dükleri idaresinde ortaya çıkmaya başlayan ülke 1480 yılında Altınordu Devletinin hakimiyetinden kurtuldu. On beşinci asırda Osmanlı Devleti ile münasebetleri başladı. İstanbul’u fethederek, Bizans da denilen Doğu Roma Devletine son veren Fatih Sultan Mehmed Han (1451-1481) Rus Knezliklerinin güneyindeki Kırım Hanlığını imtiyazlı beylik halinde, Osmanlı Devletine bağlayıp, vergi yerine her yaz Moskoflar üzerine netice alıcı ve yıldırıcı akınlar yapmakla vazifelendirdi. Ruslar, Papalığın gönderdiği kardinal ve papaz heyetleri sayesinde Türklere karşı uyanmaya başladı. Rus Knezlikleri birleştiler ve Çarlık dönemi başladı. Korkunç İvan 1547’de ilk çar ilan edildi. Böylece Rus çarları kendilerini Doğu Roma’nın varisi saydılar. Yönetim ve askerlik alanındaki düzenlemelerle devlet idaresini güçlendiren, Çar İvan katıldığı seferlerde Kazan Hanlığı topraklarını işgal etti ve 1556’da Astrahan Hanlığını da Moskova’ya bağladı. Kırım Hanlığına karşı sefer düzenlediyse de başarılı olamadı. Daha sonra Baltık Denizine açılmaya ağırlık vererek Litvanya topraklarına girdi. Rus Çarlığı ile İsveç ve Polonya’yı karşı karşıya getiren bu savaşta Rusya ilk önceleri başarılı oldu ise de daha sonraları ard arda alınan mağlubiyetler ülkede iç karışıklığa sebep oldu. Bunun üzerine Çar İvan baskıcı bir politika takip etti ve muhaliflerini acımasızca öldürdü. Bu sırada Rus ekonomisi ağır bir darbe aldı. Korkunç İvan’ın ölümünden bir süre sonra iç karışıklıklar başladı. Rus Çarlığı yıkılmanın eşiğine geldi. İsveç ve Polonya’nın da olaylara karışmasıyla, tam bir iktidar boşluğu ortaya çıktı. Polonya kuvvetlerinin Rusya’yı 1610’da işgali halkı direnişe sevk etti ve Romanov ailesinden Mihail Fyodoroviç çar seçildi. Bir süre sonra düzeni yeniden sağladı. Büyük toprak kaybedilmesine rağmen İsveç (1617) ve Polanya ile (1618) barış antlaşması yapıldı. Ayrıca Rusya bütün Avrupa’yı sarsan Otuzyıl Savaşlarının dışında kaldı. İlk Osmanlı-Rus Harbi, Çar ordularının 1667’de Kiev’i de ele geçirmesinden on yıl sonra 1677’de Kırım Hanlığı ile Ukrayna arasındaki topraklara saldırmasıyla başladı. 1677-1678 yıllarında Osmanlı ordusu Ruslara karşı Çihrin/Çehrin Seferine çıkarak, Rusları ve onlara yardımcı Lehlileri yendi. Çihrin Kalesi Osmanlı ordusu tarafından, bir daha bölgede Rusların tutunmasına mani olmak için yıktırıldı. Moskova elçileri 1681 Ocak ayında Kırım Hanına ricaya gelerek bir daha Osmanlı ve Kırım topraklarına saldırmayacaklarına yeminle söz verip, bir antlaşma imzaladılar. Kırım Hanı, Edirne’de sefer hazırlığı görmekte olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşayı ikna ederek Bahçesaray Sulhü adıyla anılan ilk Osmanlı-Rus Antlaşmasını imzalatmaya muvaffak oldu (11 Şubat 1681). 1683 yılında Avusturya İmparatorluğunun merkezi Viyana’nın ikinci defa kuşatılmasındaki türlü düşünce ve hatalar yüzünden geri çekiliş, Rusların beklediği büyük fırsatı doğurdu. Papalık-Avusturya-Venedik-Lehistan gibi Akdeniz’den Baltık’a kadar yayılan Katolik devletlerinin Osmanlı aleyhine kurduğu Mukaddes İttifak’a, Rusya’da katıldı. Bu beşli ittifak devletleriyle yapılan on üç yıllık harpler sırasında, Rusya Çar Deli Petro’nun (1682-1725) gayretleriyle gelişip, kuvvetlendi. İttifak devletlerinin Osmanlı Devleti ile harplerinden cesaret alan Deli Petro; 1695 ilkbaharında kuvvetli bir ordu ile, Sibirya’dan gelen tarihi kürk ticaret yolunun ağzında bulunun ve gelen dabağlanmış kürklerin Karadeniz, Akdeniz ve Avrupa içlerine sevkiyat merkezi olan Azak Kalesine saldırdı. Azak Kalesindeki sayıca az olan Osmanlı kuvveti, kahramanca karşı koyarak uzun süre dayandı. Rus Donanması Don/Ten Nehri boyunca Azak Kalesine geldi. Ruslar nehir ve deniz tahkimatı güçlü olmayan Azak Kalesini ele geçirdiler. Azak Kalesinin düşmesiyle, bir Türk gölü halinde olan Karadeniz’de Ruslara bir pencere açılmış oldu. Azak Denizinin, Karadeniz’e açılan boğazda bulunan Kerç/Kerş Liman Kalesi Osmanlıların hâkimiyetinde bulunduğundan, Rus donanmasının Karadeniz’e çıkmasına engel oluyordu. 1699 Karlofça Antlaşmasından sonra, Osmanlı Devletiyle harbi göze alamayan Rusya, 1700’de imzalanan İstanbul Antlaşmasıyla sulhe razı oldu. Antlaşmayla Azak Kalesi ve çevresi Ruslara bırakıldı. Ekonomik ve kültürel alanda bilgi toplamak amacıyla çıktığı Avrupa gezisinde Osmanlılara karşı yeni bir ittifak girişiminden netice alamayan Deli Petro, Karadeniz yerine Baltık Denizine yönelmeye karar verdi ve İsveç’le ünlü Büyük Kuzey Savaşını başlattı (1700-1721). Başlangıçta Ruslar mağlup oldu ise de Poltava çarpışmasıyla (1709), savaş Rusların lehine döndü. Bu arada Rus ordularının Osmanlı hududuna tecavüz etmesi üzerine, 9 Nisan 1711 tarihinde Osmanlı Devleti,Rusya’ya sefer düzenledi ve iki ordu Prut Irmağı boyunda karşılaştı. Ruslar mağlup oldu (Bkz. Prut Harbi). Çar Deli Petro kumandasındaki Rus ordusu, antlaşma isteğinin kabulüyle imhadan kurtuldu. Azak Kalesi ve çevresi Osmanlılara geri verildi ve aşağı Özü boyundaki Rus kaleleri yıktırıldı. Deli Petro’nun kızı Anna zamanında, Osmanlılar ile Venedik-Avusturya harplerini fırsat bilen Ruslar, Avusturya-Rusya ittifakını yenilediler. Ardından Rus ordusu, Osmanlı ordusunun Avusturya cephesinde bulunmasından faydalanarak, Kırım Yarımadası batısındaki Özü Kalesini alıp, Kırım’a girdiler. Ruslar, 1 Temmuz 1736’da ikinci defa Azak Kalesini zapt ettiler. Azak Harbi 18 Eylül 1739 Belgrad Antlaşmasıyla sona erdi. Antlaşmayla Azak Kalesi yıktırılıp, Azak bölgesi Osmanlı Devleti-Rusya arasında tarafsız saha ve müstakil Kabartay ülkesi de iki devlet arasında tampon halde tutulup, Moskoflar Karadeniz’den son bir defa daha uzaklaştırıldı.

Çariçe İkinci Katerina (1762-1796) zamanında Rusya’nın Lehistan Polonya’ya yerleşmesine engel olmak için, Osmanlı Devleti tarafından Rusya’ya sefer açıldı. Rusların işgal ve zulmünden kaçıp Türk hududunu aşarak Osmanlı Devletine sığınan ailelerini Rus ordusunun takip etmesi ve uğradıkları köy ve kasabalardaki silahsız masum ahaliyi kırmaları bu seferin açılmasına sebep oldu. Divan-ı hümayun kararı ile Rusya’ya sefer açıldı. 1769 Şubatında Kırım Hanı Giray Hanın orduları Güney Rusya’ya girerek Rusları yendi ve 100.000’den fazla esir aldı. Fakat gelişmeler Osmanlı Devletinin aleyhine oldu. Beş yıl süren ve 21 Temmuz 1774 tarihli Küçük kaynarca Antlaşmasıyla biten bu harp; ilk defa ahalisi Müslüman ve Türk olan toprakların elden çıkması ve 300 yıldan beri Anadolu’nun kuzey kalesi sayılan Kırım Hanlığının Kuban ve Bucak Tatarlarının, sözde müstakil olma kaydıyla koparılmasıyla neticelendi. Azak, Yenikale, Kerç ve Kılburun şehirleriyle Aksu-Turla’ya kadar olan Karadeniz kıyıları Ruslara bırakıldı. Ruslar Karadeniz’e rahatça çıkabildiler. Nihayet, sözde müstakil olan Kırım Hanlığını 1783 Temmuzunda işgal ederek yerli ahaliden kadın ve çocuklarıyla 30.000’den fazla Türk’ü öldüren Ruslar, 1784 Ocağında Kırım’a resmen hakim oldular. Rus zulmü altında ezilen birçok Kırımlı, Osmanlı toprağına göç etti. Osmanlı Devleti Kırım’ı Rusların işgalinden kurtarmak için Sultan Birinci Abdülhamid Han zamanında Rusya’ya altıncı sefer düzenlendi. Rus Çariçesi II. Katerina Avusturya İmparatoru II. Josef ile Bizans-Yunan projesinin tatbiki ve Osmanlı Devletinin parçalanması için ittifak yaptılar. Avusturya’nın, Rusya müttefiki olarak Osmanlı Devletine savaş açması üzerine, Osmanlı askeri iki cephede savaşmak mecburiyetinde kaldı. Osmanlı Devleti ateşli silahları ellerinde bulunduran Yeniçerinin sebep olduğu bozgunla ağır yenilgiye uğradı. Önce Avusturya ile 1791 Ağustosunda Ziştovi Sulhü imzalanarak Belgrad geri alındı. Ruslarla devam eden harp 9 Ocak 1792 tarihinde imzalanan Yaş Antlaşmasıyla sona erdi ve Kırım Hanlığının tamamen Rusya hakimiyetine girmesi kabul edildi. Üçüncü Selim Hanın her sahadaki icraatlarıyla Osmanlı Devletini güçlendirip, ıslahatlarda bulunması Rusya’yı telaşlandırdı. Çar I. Aleksandr, Osmanlıya tabi Sırbistan’ı isyana teşvik edip, Slavlık propagandasıyla Balkanları karıştırdı. Sırplar, Rusların teşvikleriyle isyan etti. Vilayet merkezi Belgrad 13 Aralık 1806’da düştü. Ruslar 1806 Aralık ayında ansızın Basarabya’da Bender ve Hotin kalelerini alıp, Tuna Nehri ağzındaki kaleleri de istila ettiler. Bunun üzerine Osmanlı Devleti 22 Aralık 1806 tarihinde Rusya’ya harp ilan etti. 1807’de Tiflis’ten hareket eden Rus ordusu, Temmuz ayı başlarında Arpaçay’ı geçerek Kars Kalesine saldırdı. Kars’taki Osmanlı askerlerinin ve ahalinin cansiperane müdafaasıyla Rus taarruzu püskürtüldü. Ruslar pek çok zaiyat vererek, Arpaçay ötesine geri çekildiler. 1810 yazında Ahılkelek üzerinden saldırıya geçen Ruslar, bu kaleyi alamayınca Ahıska şehrini kuşattılar. Osmanlı mukavemeti ve salgın hastalığa dayanamayıp 1811’de Tiflis’e geri çekildiler. Aynı sene üçüncü defa taarruza geçerek Ahılkelek Kalesini ele geçirdiler. Bu sırada Almanya’yı istila eden Napolyon Bonapart’ın Moskova’ya sefer düzenlemesi üzerine, Rusların isteği ile 28 Mayıs 1812’de Bükreş’te imzalanan antlaşmayla Osmanlı-Rus Harbine son verildi. Bükreş Antlaşmasıyla; Kuzey Boğdan Ruslara, güney Boğdan ise Osmanlı Devletine bırakıldı. Kalelerinde Osmanlı askeri bulundurmak şartıyla da Sırbistan’a idari muhtariyet hakkı tanındı. Napolyon orduları Moskova önlerine kadar geldiyse de yoğun kış şartları askerin telef olmasına sebep oldu ve Napolyon geri çekilmek mecburiyetinde kaldı. Rus ordularının hızla batıya doğru ilerlemesi ve kazanılan zafer Rus Çarlığını Avrupa’nın önde gelen devletleri arasına girmesini sağladı. Avrupa’da söz sahibi durumuna gelen Çar I. Nikolay İran, Osmanlı Devleti, Polonya ve Kafkasya üzerine seferler düzenleyerek yerini iyice kuvvetlendirdi.

Sultan Mahmud Han, Yeniçeri Ocağını 1826’da kaldırması ve 1827 Fransa-İngiltere, Rusya ittifakına mensup müttefik Haçlı donanmasının Navarin’deki Osmanlı-Mısır donanmasını bir hile ile yakmasıyla, Osmanlı Devleti kara ve deniz kuvvetlerinin büyük bir bölümünü kaybetmiş oldu. Bunu fırsat bilen Rusya, 26 Nisan 1828’de Osmanlı Devletine karşı harp ilan ederek, Boğazlar ile İskenderun körfezini elde edip, Akdeniz’e inmek idealiyle Rumeli ve Anadolu cephesinden harekete geçti. Osmanlı Devleti, askeri ve kadın çocuk bütün halkıyla bu saldırılara karşı koymaya çalıştı. Ruslar top ile uzaktan attığı tutuşturulmuş neftli paçavralarla kaleleri yaktı. Rumeli’de Romen, Bulgar, Rum, Ortodoks Gagavuzların yardımı ve Anadolu Cephesinde Tiflis’ten gelen Hıristiyan Kartli ve yerli Ermenilerin desteğiyle dönüş yollarının kapanma korkusu olmaksızın, batıda Edirne, doğuda Bayburt ve Muş’a kadar ilerlediler. Bir yıl, beş ay süren harp; Ruslar için korkunç bir insanlık lekesi ve yüzkaralarıyla dolu, vahşet fiilleri ve Osmanlı Devleti içinde hala yaraları kapanmayan büyük maddi ve manevi zararlarla neticelendi. Babıali’nin antlaşma isteği ve Fransa ve İngiltere sefirlerinin ihtarıyla, 14 Eylül 1829 tarihinde Edirne Antlaşması imzalandı. Rumeli’de Tuna ağzındaki kaleler Ruslara bırakılıp, Prut Nehri hudut kabul edildi. Anadolu cephesinde Rusya’ya ilk defa toprak verilerek, Kars vilayetinin Çıldır, Ardahan ve Deskof kuzeyinden hudut çizildi. Harp tazminatı olarak da 11,5 milyon flemenk altının yedi yılda taksitlerle ödenmesi kararlaştırıldı.

Bu tarihten sonra Rusya, Osmanlı Devletinin bütünlüğünü destekleyerek, Boğazlar üzerinde denetim kurma ve Akdeniz’e inme yönünden büyük kazançlar sağladı. Bir ara Boğdan ve Eflak prensliklerini ele geçirmek isteyen Rusya üzerine Osmanlı Devleti sefer düzenledi. Kırım Harbi olarak tarihe geçen, bu savaşta Fransa ve İngiltere Osmanlı Devletinin yanında yer aldı. Kırım Harbi sonunda imzalanan 30 Mart 1856 tarihli Paris Antlaşması sonunda, Rusya toprak ve çok fazla maddi kayba uğradı. Rusya bu harpten sonra, ordularının yetersizliğini anlayarak yenilik yapma yoluna gitti. Bu arada diğer taraftan Osmanlı Devletinin içindeki azınlıklara karşı Slavlık ve Ortodoksluk propagandasını arttırdı. Bu propagandaların ardından 1877’de Rusya Osmanlı Devletine savaş açtı. Tarihe 93 Harbi olarak geçen bu savaş 3 Mart 1878 Yeşilköy Antlaşmasıyla neticelendi. Bu antlaşma ile Bulgaristan bağımsızlığını kazandı. Sultan İkinci Abdülhamid Hanın siyasi dehasıyla toplanan Berlin Kongresinde İngiltere ve Avusturya’nın etkisiyle imzalanan Berlin Antlaşmasında Balkanlarda Rusya’nın kazançları sınırlandırıldı ve Osmanlı Devleti yönünden harp asgari zararla neticelendi. Bir süre sonra Almanya, Avusturya ve İtalya; Rusya’ya karşı üçlü ittifak kurdu. Kendisine destek sağlamak için Fransa’ya dönen Rusya, 1891’de ekonomik ve askeri ilişkileri geliştirmek için Fransa’yla bir ittifak kurdu. Diğer taraftan doğuda, Rusya, Türkistan’da 1860’lı yıllarda başlattığı yayılma politikası ile 1880’li yıllarda Hazar Denizinin doğu kıyısındaki, Türkmen topraklarını işgal etti. Bu gelişmeler İngiltere’nin Hindistan’daki durumunu tehdit edince iki ülke arasında Afganistan üzerinde başlayan sürtüşmelerle yeni bir durum kazandı. Orta Asya’daki bu Rus-İngiliz mücadelesi, 1885 Eylülünde nüfuz sınırlarının tespitiyle yatıştı. Rusya, Uzakdoğu sınırında Japonya ve Çin ile birçok antlaşma imzalayarak Sahalin ve Kuril adalarıyla Amur Irmağı Vadisi gibi önemli noktaları ele geçirdi. Kore üzerindeki Çin-Japon mücadelesinde Çin’in yanında yer aldı. 1900’de Boxer Ayaklanması sırasında Rus askeri Mançurya’ya girince, Japonya ile rekabet sıcak savaşa döndü. Savaşın büyümemesi için görüşmeler sürerken 1904 Şubatında Japon birlikleri Port Arthur’daki Rus harp gemilerine ani baskınla saldırması üzerine Rus-Japon Savaşı başladı. Bir seri ağır mağlubiyetlerin yanı sıra, ülkede meydana çıkan devrimci hareketler Rus ÇarıII. Nikolay’ı barış yapmaya mecbur bıraktı (5 Eylül 1905). Ekim 1905’te başlayan demiryolu işçileri grevi dalga dalga ülke geneline yayılarak genel grev şeklini aldı ve Petersburg Sovyeti’nin kurulması ile devrimci hareket en yüksek noktasına ulaştı. Zor durumda kalan II. Nikolay bir bildiri yayımlayıp, meşruti bir anayasa ve seçilmiş bir meclis sözü verdi. Bir süre sonra yavaş yavaş işci hareketi bastırıldı. Nisan 1906’da yapılan seçimler neticesinde liberal ve sol muhalefet mecliste çoğunluğu elde etti. Köklü reformlar istediği için çarlık hükümetiyle ters duruma düşen ilk meclis iki ay geçmeden dağıtıldı. Daha sonra seçilen ikinci meclisin de ömrü üç ay oldu. Köylülere ve azınlıklara seçme hakkının verilmediği seçimlerle seçilen üçüncü ve dördüncü meclis genelde çarlık hükümetinin politikasını destekledi. Uzakdoğu’da Japonya ile savaşa son veren Rusya 1906’dan sonra Balkanlar üzerinde nüfuz kazanmak için Avusturya ile mücadeleye girdi. Bu durum Rusya’yı İngiltere ve Fransa’nın yanında Birinci Dünya Harbine girmesine sebep oldu. Bir süre sonra da Osmanlı Devletinin Almanya, Avusturya’nın müttefiki olarak harbe girmesiyle Kafkasya’da yeni bir cephe açmak mecburiyetinde kaldı. Aynı zamanda Boğazların açık olmasına bağlı ikmal desteğini yitirdi. Önemli derecede silah ve mühimmat sıkıntısı çeken Rus orduları batıda birbiri ardına ağır mağlubiyetler aldı.

Savaşın sebep olduğu yıkım, basın ve mecliste halkın güvenine dayalı bir hükümetin olması isteğini yaygınlaştırdı. 1917 Mart ayının başlarında Moskova’da başlayan grev, asker ve subayların desteklemesiyle, Şubat Devrimi olarak bilinen ayaklanmaya dönüştü. Prens Lvov başkanlığında bir geçici hükümet kuruldu. Hükümete bağlı birliklere Pskov’da kuşatılan Çar Nikolay’ın 15 Mart 1917’de tahttan çekilmesiyle Çarlık rejimi tarihe karıştı. 7 Ekim 1917’de komünist ihtilal patlak verdi. Vladimir Ilyich Lenin başkanlığındaki komünistler, hükümeti ve serbest seçimle iş başına gelmiş bulunan meclisi lağv ederek komünist diktasını getirdiler. Lenin, biraz soluk alabilmek için itilaf devletlerinin baskısına rağmen, Almanya ile barış görüşmeleri yaptı. Bazı Bolşeviklerin ve sol sosyalist devrimcilerinin muhalefetine rağmen, Baltık bölgesi, Polonya, Ukrayna ve Kafkaslar ’dan çekilmeyi öngören Brest-Litovsk Antlaşmasını 3 Mart 1918’de imzaladı.

Bu antlaşmanın ardından Bolşeviklerin Sovyet iktidarını yerleştirme çabaları 1918 Mayısında başlayan iç savaşa sebep oldu. Komünistlerin ordusu olan Kızılordu, karşıt grubun ordusu olan Beyazordu ile amansız bir mücadeleye girdi. Askeri yönden daha üstün olan Beyaz ordunun, köylülere ve Rus olmayan milliyetlere karşı acımasız ve düşmanca politikası, ağır mağlubiyetine sebep oldu. Kızıl ordunun kazandığı zaferler, Ukrayna, Beyaz Rusya, Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’ın Sovyet idaresi altına girmesini sağladı. Bunun yanında Almanya’nın mağlubiyetinin ardından kurulan Estonya, Letonya ve Litvanya cumhuriyetleri itilaf devletleri desteğiyle varlıklarını devam ettirdiler. Sınır problemi yüzünden çıkan Rus-Polonya Savaşında Kızıl ordu mağlup oldu ve ardından yapılan Riga Antlaşmasıyla (Mart 1921) Ukrayna ve Beyaz Rusya topraklarının büyük bir bölümü Polonya’ya bırakıldı.

İç savaş sırasında çok sayıda insan ölürken, 2 milyona yakın halk da ülkesini terk etti. İç savaşın bitmesinden sonra yönetimi ele geçiren komünistler, karşıt görüşte olanları büyük bir hızla ortadan kaldırdılar. Lenin Rusya’nın tek siyasi partisi olan Komünist Partisini kurdu. Birinci Cihan Harbi sonrasında, İstiklal Harbi yıllarında Türkiye Büyük Millet Meclisiyle 16 Mart 1921’de Moskova’da Türk-Sovyet Dostluk Antlaşması imzalandı. Moskova Antlaşmasıyla, Batum Rusya’ya ait Gürcistan’a bırakıldı ve Kars’ın doğusundaki Arpaçay Suyu hudut kesildi. Zalimliği ve halkına yaptığı zulümleriyle tanınan Lenin, milyonlarca insanı katletti. İnançsızlığın yayılması için çok uğraştı. Ölümünden sonra yerine Joseph Stalin geçti. Stalin ölünceye kadar Rus milletini ve Müslümanları işkence altında inletti. Lenin’i geride bırakarak elli milyondan fazla insanı öldürttü. Milleti kendine tapmaya zorladı. Bu iki idareci tarafından ülke; utanç duvarları ile çevrilmiş ve demir perdelerle kapatılmış bir esaret kampı haline getirildi. 1939 yılında Almanya ve Rusya aralarında bir saldırmazlık paktı imzalamalarına rağmen, 1941’de Naziler Rusya’ya saldırarak Leningrad’ı kuşattılar. Uzun süren kuşatma neticesinde, Alman askerleri soğuk kış şartlarına dayanamayarak mağlup oldular. Bundan sonraki iki yıl içinde Ruslar, Almanları Doğu Avrupa ve Balkanlar’dan çıkardılar, İkinci Cihan Harbinden Rusların galip çıkmasında İngiliz ve Amerikan yardımları büyük rol oynadı. Stalin’in ölmesiyle yerine geçen Kuruşçev idaresindeki Moskova diktası, Polonyalıların ve Macarların üzerinde uyguladığı büyük baskı ile kontrolünü güçlendirdi. 1964 yılında Kuruşçev’in yerine Leonid Brejnev geçti. Bu sırada Çekoslovak hükümetinin liberalist faaliyetleri görüldüğü için, Macaristan’da yapıldığı gibi 1968 yılında Rus askerleri Çekoslovakya’yı işgal etti. Tank paletleri insan cesetleri üzerinde dönerek, milyonlarca insan öldürüldü.

Dünyayı hakimiyeti altına almak için silahlanan Rusya, dünyanın birçok ülkesinde komünist teşkilatlar kurarak, dünya barışını tehdit ederken, çeşitli ülkelerde de iç savaşların çıkmasına sebep oldu. Memleket içindeki iktidar değişikliği darbe ve karışıklıklardan istifade ederek 1980 yılında Afganistan’ı işgal etti. Afganlı mücahitlerin direnmesi karşısında, büyük silah gücüne sahip Rus ordusu, başarıya ulaşamamış ve ağır kayıplar vermiştir.Gorbaçov, 1987 yılında glasnost (açıklık) ve perestroyka (yeniden yapılanma) politikasını başlattı. Ülkeyi meydana getiren 15 cumhuriyetle ilk çok partili seçimler yapıldı. 17 Mart 1991 referandumunda % 77 seçmen Rusya Federasyonu için evet oyu kullandı. Rusya Federasyonu başkanlığına Boris Yeltsin seçildi. 19 Ağustos 1991’de Gorbaçov’a karşı darbe düzenleyen başkan yardımcısı Gennadi Yanayev başkanlığındaki 8 üyeli Olağanüstü Hal Komitesi yönetime el koydu. Gorbaçov Kırım’daki yazlık evine hapsedildi. Rusya Federasyonu lideri Boris Yeltsin ve halk darbeye karşı koyunca Olağanüstü Hal Komitesi feshedildi ve darbeciler 21 Ağustos günü ülkeyi terk ettiler. Aynı gün Sovyet parlamentosu Gorbaçov’u resmen yeniden başkanlık görevine getirdi. Bunu takip eden günlerde Sovyetler Birliği’ni meydana getiren cumhuriyetler ardı ardına bağımsızlıklarını ilan ettiler. 8 Aralıkta Rusya Federasyonu, Beyaz Rusya ve Ukrayna bir araya gelerek Bağımsız Devletler Topluluğunu meydana getirdiler. 17 Aralık 1991’de Mihail Gorbaçov ile Boris Yeltsin 31 Aralık 1991’de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin resmen dağıtılmasına karar verdiler. Mihail Gorbaçov emekliye ayrıldı ve yerine Yeltsin devlet başkanlığına getirildi. Baltık Cumhuriyetleri hariç bağımsızlıklarını ilan eden diğer cumhuriyetler Bağımsız Devletler Topluluğuna katıldı. Böylece Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği tarihe karışmış oldu.

Fiziki Yapı

Rusya Federasyonu, toprak bakımından dünyanın en büyük ülkesidir. Yaklaşık 17.075.000 km2lik bir yüzölçümüne sahiptir. Bu kadar geniş olan ülke Asya kıtasının büyük bir bölümüyle, Doğu Avrupa topraklarının bir kısmını ihtiva etmektedir. Ülkenin 30° batı boylamı ve 170° doğu boylamları arasında 14 boylam dilimi ve 0° kuzey ve 45° kuzey enlemleri arasında 4 enlem dairesi üzerinden geçer. Avrupa topraklarında saat yirmi dörtken Bering Boğazında saat öğleden önce on birdir.

Rusya Federasyonunun tabii özelliği incelendiğinde üç önemli hakikat göze çarpar; birincisi, dünyanın en geniş ülkesi olmasına rağmen topraklarının % 70’i boştur. İkincisi topraklarıyla denizleri kuşatan en geniş bir “kıta ülkesi” olduğudur. Sonuncusu ise, diğer ülkelerdeki gibi dağlık ve tepelik olmaktan ziyade, daha çok ormanlık ve yeşil ovalık bir ülkedir.

Doğu Sibirya’daki Lena Nehri ara hat kabul edilirse, bu hattın batı ve kuzey bölgelerinde kalan arazi etkili arazi olup, çoğu yeri 1000 m’nin aşağısındadır. Bu hattın doğu ve güneyine doğru ise, arazi engebeli arazi halini alır ve bazı bölgeleri 6000 m’ye kadar ulaşır.

Kafkas Dağları Gürcistan’la olan tabii sınırı meydana getirir. En yüksek yeri ise 5630 m yüksekliğindeki Elbrus Dağıdır.

Doğu Avrupa bölümü toprakları alçak bir yayla görünüşündedir. Bu yaylanın Ural Dağlarıyla birlikte güney kesimi yaklaşık 5000 km kadar devam eder ve bu alçak yaylanın bir devamı da Kafkaslara kadar uzanır. Baltık Denizi ile Pasifik Okyanusu arasında uzanan bu geniş toprakların, Asya bölümü de yine geniş bir yayla görünüşündedir. Asya topraklarının güney ve doğusu ise dağlıktır. Ülkenin Ural’dan başka iki önemli dağı, Kırım ve Kopet dağlarıdır. En kuzey alanlar tundralarla kaplıdır. Bunun hemen aşağısında ormanlık bir şerit uzanır. Batı ve güneybatı bölgelerde ovalardan başka, ayrıca bataklıklar ve çöller de mevcuttur.

Nehirler-göller: Rusya Federasyonundaki nehirlerin kaynaklarının ve yayılma alanlarının ülke sınırları içerisinde olması oldukça önemli bir husustur. Avrupa topraklarında bulunan nehirler Volga, Don, Dinyeper, Kuzey Dvino’dur. Bu nehirler Moskova civarından doğar ve dört ayrı denize dökülürler. Bu denizler Baltık, Karadeniz, Beyaz Deniz ve Hazar Denizidir. Sibirya bölgesindeki nehirler Obi, Yenisey ve Lena’dır. Bu üç nehrin her biri yaklaşık olarak 3000 km uzunluğa sahiptir. Güneyde yeralan Volga, Hazar Denizine dökülür. Lena, Yenisey, Obi ve Volga nehirleri, ülkeyi kuzeyden güneye kesen, su kapasiteleri en fazla olan dört büyük nehirdir. Diğer nehirler şunlardır: Neman, Donets, Ninyester, Pechora, Ussuri, Amur Nehri, Kabarovsk bölgesinde Ussuri ile birleşir. Angara ise, Yenisey Irmağını meydana getiren iki koldan biridir.

Denizler-adalar: Rusya Federasyonunun etrafını çeviren denizler: Kuzeyde Beyaz Burent, Kara, Laptav, Sibirya, Chukchi; doğuda Okhotsk ve Japon; güneyde ve güneybatıda Hazar, Azak ve Karadeniz; kuzeybatıda Baltık Denizidir. Bu denizlerin hepsi ülkeye fazla fayda getirmemektedir.

Devletin güneydoğu parçası ile kendisine ait Sakhalin Adası arasında Tatar Boğazı bulunur. Kuzeydoğuda ise Alaska ile Enurmino arasında, Bering Boğazı mevcuttur. Ülke kıyılarında irili ufaklı pek çok ada bulunmaktadır. Bunlardan başlıca büyük olanları; Novaya, Zemlya, Severnaya, Yeni Sibirya Adaları, Chukchi ve Sakhalin Adasıdır.

Kıyısının bir bölümü Rusya Federasyonu sınırları içinde kalan ve büyük bir göl olan Hazar Denizi, deniz seviyesinden yaklaşık 132 m kadar aşağıdadır. Ülkenin en büyük gölü Aral’dır. Bundan başka diğer önemli göl Baykal Gölüdür.

İklimi

Rusya Federasyonunun umumi olarak iklimi kışları aşırı soğuk ve yazları sıcak ve kurak geçen kara iklimidir. Fakat geniş toprakların hepsinde aynı iklim görülmez. Bu bakımdan Rusya dört iklim bölgesine ayrılabilir: Kuzeyden güneye olmak üzere Soğuk-Tundra, Nemli Ormanlık (Tayga), Sıcak ve Çöl ile Astropikal İklim kuşaklarıdır. Kutup bölgesine yakın yerlerdeki Soğuk-Tundra iklimi; uzun, kuru ve şiddetli bir kışa sahiptir. Yazları sıcak ve oldukça kısadır. Tayga bölgesi yağışlı bir bölgedir. Dünyadaki ormanlık arazinin üçte biri buradadır. Bu ormanlar ülke yüzölçümünün yaklaşık yarısını meydana getirir. Güneye doğru gidilince sıcak kuşağa gelinir. Burada hava sıcaklığı oldukça yumuşaktır. Kırım’da ise astropikal iklim mevcuttur. Ülke yüzölçümünün % 18’ini teşkil eden çöllerde de çöl iklimi hüküm sürer. Batıdan doğuya doğru olan büyük hava akıntısı sebebiyle, Atlantik Okyanusu yakınlarındaki bölgeler mutedil okyanus iklimi tesiri altındadırlar. Buna mukabil, ülkenin Pasifik Okyanusu tarafı yılın altı ayı boyunca süren dondurucu ve karlı kara iklimine tabidir. Mesela Pasifikten birkaç km uzaktaki Sibirya bölgesinde Ocak ayı ortalaması aşağı yukarı -50°C civarında seyreder. Bütün ülkede, yaz ayları ise umumiyetle serin geçer.

Rusya Federasyonu, dünyanın en kurak ülkelerinden biridir. Bütün topraklarının sadece dörtte birine yakın bir bölümü ortalama 500 mm kadar yağış alır. Bundan başka çoğu nemli bölgeler tarım için müsait sıcaklığa sahip değildir. Yağış miktarları ise yıldan yıla çeşitli farklılıklar gösterir.

Tabii Kaynakları

Bitki örtüsü ve hayvanlar: Dünyanın en geniş topraklarına sahip olan ülkede bitki örtüsünün kuzeyden güneye gidildikçe sınırları kesin çizgilerle belirlenecek şekilde değiştiği görülür. Kuzey kıyılarındaki 164.400 km genişlikte tundralar bir kuşak meydana getirir. Bunun alt kesiminde, Baltık Denizinden Büyük Okyanusa kadar 960-1120 km genişlikte uzanan kozalaklı ağaçlardan meydana gelmiş ormanlar yer alır. Bu ormanlara tayga denir ve çam, köknar, ladin ve huş ağaçlarından meydana gelmiştir. Bunu takip eden diğer bir kuşak ise steplerdir. Bundan sonra karma orman kuşağı gelir. Güneye inildikçe iklim şartlarının etkisiyle bitki örtüsü oldukça fakirleşmeye ve yarı çöl halini almaya başlar.

Dağlık bölgelerde çok çeşitli bitki örtüleri görülür. Gürcistan sınırını belirleyen Kafkas dağlarında 2100 metreye kadar olan bölgeler kışın yaprağını döken ormanlarla kaplıdır. Bu yükseklikten itibaren geniş dağ otlakları yer alır.

En yaygın yabani hayvanlar, tundralarda lewingler, kutup tilkileri ve ren geyiği, Taygalarda porsuk, kırmızı sırtlan, samur, boz ayı ve tilki, koruma orman bölgelerinde, yaban kedisi, kokarca; Uzak doğuda, leopar, kaplan ve ayı bulunur. Çöl bölgelerinde yakau eşeği, vaşak, çakal, ceylan ve çeşitli kuşlar, sürüngenler; steplerde ise çeşitli sürüngenler ve ceylan yaşar.

Madenler

Rusya Federasyonu, madenler bakımından çok zengin bir ülkedir. Dünyanın ikinci büyük kömür üreticisi olan ülkede Kuzbass, Karaganda, Donbass ve Perçora büyük kömür yatakları vardır. Doğu Sibirya’da demir, altın, mika, kurşun, çinko, bakır, grafit, alüminyum ve elmas önemli madenlerdir. Volga-Ural bölgesinde ve Sibirya Ovasındaki Tyumen alanında petrol çıkarılmaktadır. Ayrıca ülkenin birçok bölgesinde tabii gaz yatakları bulunmaktadır. Bütün madenleri ülke için yeterli miktarda çıkarılırken, sadece kalay üretimi yetmemektedir.

Nüfus

141 milyonluk Rusya nüfusunun %73`ünü kentlerde yaşayanlar, %27`sini ise kırsal kesimde yaşayanlar oluşturmaktadır. Ayrıca Rusya nüfus bakımından dünyanın en kalabalık sekizinci ülkesi konumundadır (Daha fazla nüfuslu ülkeler: Çin, Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri, Endonezya, Brezilya, Pakistan ve Bangladeş ). 60 farklı etnik grubun yaşadığı Rusya Federasyonu`nda başlıca etnik gruplar şunlardır;  115,9 milyon Rus, 6,1 milyon Tatar, 2,9 milyon Ukraynalı, 1 milyon 360 binÇeçen, 1 milyon 130 bin Ermeni, 444 bin Yakut, 300 bin Karaçay ve Balkar, 843 bin Mordvin, 808 bin Beyaz Rus,622 bin Azeri, 515 binOset, 172 bin Moldovalı, 96 bin Ahıska Türkü, 637 bin Udmurt, 604 bin Çirmişler, 233 bin Komi, 125 bin Komi-Permyak, 93 bin Karelyalı, 445 bin Buryat, 174 bin Kalmık, 41,3 bin Nenets, 35,5 bin Evenk, 16 bin Çukçe, 29 bin Hantı, 11,4 bin Mansi, 230 bin Yahudi, 597 binAlman, 1 milyon 637 bin Çuvaş, 1 milyon 637 bin Başkurt, 422 bin Kumuk, 314 bin Tuva, 90 bin Nogay, 76 bin Hakas, 67 bin Altay,7 bin Dolgan gibi toplulukları vardır. Kafkas halkları sayıları da şöyledir: 814 bin Avar, 580 bin Kabardey, 510 bin Dargi, 413 bin İnguş, 411,5 bin Lezgi, 198 bin Gürcü, 156,5 bin Lak, 131,8 bin Tabasaran, 140,5 bin Adige, 38 bin Abaza vb Dünyada en fazla,182 etnik grubun yaşadığı ülkedir. Ayrıca dünyada en yüksek Ortodoks Hıristiyan barındıran ülke olarak ön plana çıkmaktadır. Ülkedeki Müslüman nüfus çeşitli kaynaklara 20-28 milyon olarak değişmektedir şimdi Rusya Federasyonu İslam İşbirliği Teşkilatında gözlemci üye statüsündedir. Rusya`da şehir nüfuslarının listesi ne göre en çok nüfus başkent Moskova`dır.

Demografi

2002 sayımına göre Rusya nüfusunun %79,8`ini, federasyonun esas unsuru olan, Ruslar oluşturmaktadır. Rus nüfusunun dışında çok sayıda etnik grup da mevcuttur. Rusya sınırları içerisinde, 160 farklı etnik grubu olduğu tahmin edilmektedir. Rusya nüfusu her ne kadar diğer ülkelerle karşılaştırıldığında yüksek olsa da; km2`ye düşen insan sayısı, ülkenin kapladığı alan sebebiyle çok azdır. Rusya nüfusunun ağırlıklı olarak yaşadığı bölge, coğrafi olarak Avrupa toprakları olarak kabul edilen Ural Dağlarının batısında ve Kuzeybatı Sibirya`da yaşamaktadır. Ülke nüfusunun %73` ü şehirlerde yaşarken, %27`si kırsal alanlarda yaşamaktadır.

Ülke nüfusu, Sovyetler`in yıkılmasından sonra düşüşe geçmiş olsa da, 2010 sayımına göre 141.927.297 `dır. 1991 yılında Rusya nüfusu tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 148.689.000`a ulaşmıştı, fakat 90`lar boyunca süren göçmenlik, ölüm oranın çok hızlı yükselmesi sebepleri ile ülke nüfusu 20 yıllık sürede azalmıştır.

Ülkede 2009 yılında, son 15 yıl içinde ilk kez 10.500 kişilik bir nüfus artışı sağlanmıştır. Söz konusu artış, 279.906 kişinin Rusya`ya göçmesi ile oluşmuştur ki bu sayının %93 Eski Sovyet ülkelerinden olmuştur. Rus halkının göçü ise 2000 yılında 359.000 iken 2009 yılında 32.000 inmiştir. Şu anda 116 milyon Rus ülke sınırlarında yaşarken, ülke dışında, özellikle eski Sovyet ülkelerinde 20 milyon civarında Rus yaşadığı tahmin edilmektedir. 

Rusya`da doğum oranı, Avrupa ülkelerinin ortalamalarında yüksektir. Rusya doğum oranı 2008`de her bin kişide 12.4 doğum olurken, Avrupa Birliği ortalaması ise her bin kişide 9.90`dur. Ölüm oranı ise Avrupa Birliği ile kıyaslandığında çok yüksek kalmaktadır. Avrupa Birliği ortalama ölüm oranı binde 10,28 iken, Rusya`da 2009 rakamlarına göre ölüm oranı binde 14,2`ye ulaşmıştır. Hükümet bu durumu engellemek için 2007 yılında, aylık çocuk yardımını ikiye çıkararak 55 Dolar yapmış, tek seferlik ödemeyi ise ikinci çocuktan sonra çocuk başına 9.200 Dolara yükseltmiştir. Bu uygulamalar sonrası Rusya, şu anda Sovyetler sonrası en yüksek doğum oranına ulaşmıştır.

Ekonomi

Rusya Federasyonu’nun ekonomisi tarım, sanayi, ormancılık ve hayvancılığa dayalıdır. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla kurulan Rusya ve diğer cumhuriyetlerde büyük bir ekonomik kriz yaşanmaktadır (1994).

Tarım 

Geniş Sovyet toprakları ilk bakışta ülke için avantajlı bir durum gibi gözükür. Fakat tam aksine bu durum ve buna ilave olarak, aşırı iklim şartları ve verimli sahaların azlığı ülkenin ciddi bir problemidir. Rusya’da verimli topraklar pek azdır. Kuzey bölgelerdeki verimli alanlar ise, yağış alıyorlarsa da yağış mevsimi çok kısa sürer. Ekonomi bu yüzden ABD ekonomisinden daha güçsüzdür ve bazı alanlarda ABD’ye bağlıdır.

Sovyet topraklarının sadece % 10’una yakın bir bölümü tarıma müsait durumdadır. Mevcut ekili alanlar, çayırlıklar, otlaklar ve meyve-sebze bahçeleri ülkenin ancak % 27’sini örtebilmektedir. Ülkenin esas verimli bölgesi ortada olup, “Verimli Üçgen” şeklinde nitelenebilecek bir sahadır. Üçgenin tabanı Leningrad-Odesa hattı ve tepe noktası Altay Dağlarıdır. Sibirya’da da küçük alanlar vardır. Başlıca tarım ürünleri arpa, çavdar, buğday, şekerpancarı, patates ve ayçiçeğidir.

Endüstri

Rusya Federasyonu, sanayisi gelişmiş ülkeler arasında yer alır. Başlıca endüstri alanları çelik, makine aletleri, çimento, kağıt, kimyevi maddeler ve otomobildir. Ülkede sanayinin gelişmesini büyük ölçüde maden kaynakları sağlamıştır. Dünya demir rezervinin yaklaşık % 40’ı buradadır. Ayrıca zengin kömür ve potasyumlu tuz yatakları mevcuttur. Ağır sanayi endüstri merkezlerinden ziyade demir ve kömür rezervlerinin bulunduğu bölgelerde gelişmiştir. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra Rusya Federasyonu, ayrılan diğer cumhuriyetler ve bütün dünya devletleriyle ticaret yapmaktadır. Kürk endüstrisi ülkede bir hayli gelişmiştir. Astragan (Karakul boyunu derisi) dahil kürk ihracatı çok önemlidir. Özellikle samur ve vizon kürkleri çok tutulur.

Ormancılık

Ülkenin Avrupa bölümünde çam, köknar ve meşe, Sibirya tarafında sedir, karaçam ve köknar ormanları yer alır. Ormancılık ekonomide önemli yer tutar. Dünya kereste üretiminin, takriben % 20’sine yakın bir bölümü Rusya Federasyonuna aittir. Kereste rezervlerinin % 80’ninden fazlası Sibirya bölgesinden elde edilir.

Hayvancılık

Rusya’da hayvancılık önemli bir geçim kaynağıdır. Tabii otlaklarda, sığır yetiştiriciliği yaygın olarak yapılır. Ülkenin Avrupa topraklarında ve batı Sibirya’nın bir bölümünde özellikle sütçülük gelişmiştir. Küçükbaş hayvan besiciliği ve tavukçuluk yaygın olarak yapılır.

Balıkçılık

Rusya Federasyonu, Atlas ve Büyük Okyanusa kıyıları olması sebebiyle büyük balıkçılık filolarına sahiptir. Karadeniz’le Aral ve Hazar Denizi gibi göllerde yapılan balıkçılık önemli olmamakla beraber, en iyi havyar Hazar Denizinden yakalanan Mersinbalığından elde edilir. Senelik yakalanan balığın büyük kısmı Kuzey ve Uzakdoğu denizlerinden gelir. Rusya balina avcılığında dünyada Japonya’dan sonra ikinci sırayı almaktadır.

Ulaşım

Ulaşım şebekesi çok gelişmiştir. Demiryolu ulaşımı, karayoluna nazaran daha yaygındır. Demiryollarında hat aralıkları dünya standartlarından daha geniştir. Rus Hava Yolları dünyanın en büyük ulaştırma şebekesine sahiptir. Buna rağmen iç seferleri çok düşük olup, ağırlık dış seferlere verilmiştir. Deniz yolu ulaşımı ise oldukça iyidir.

Rusya Ülke Rehberi ile Alakalı Yazılar

Aeroflot fiyatları düşürme kararı aldı
Aeroflot fiyatları düşürme kararı aldı
İzvestiya gazetesinde yer alan habere göre, Duma milletvekili Oleg Nilov Vergi Kanunu`nda uluslararası uçuş bilet fiyatlarına %18 KDV eklenilmesini, ülke içindeki uçuşlarda ise tam tersine sıfırlanmasını ön gören yasa tasarısı hazırladı.
St. Petersburg Şehir Rehberi
St. Petersburg Şehir Rehberi
Kentin mimari yapısı, St Petersburg’a ihtişamlı bir görüntü verir. Uzun bulvarlar, saraylar, geniş alanlar, dekoratif heykeller ve demir parmaklıklar, halk anıtları, parklar ve bahçeler, kentin görsel imajında en büyük paya sahiptir. Neva Nehri’ndeki köprüler, kanallar ve bentler, St Petersburg’u diğer dünya kentlerinden ayrı kılar. Bütün bu yönleriyle St Petersburg, Kuzey’in Viyana’sı olarak adlandırılır.

Haritada Rusya

arabul.com
Yurtiçi Uçak Bileti Yurtdışı Uçak Bileti Charter Uçak Bileti
Anasayfa
Hakkımızda
Bilgi Bankası
İletişim Bilgileri
Turizm ve Ulaşım
Bu site bir İkia Turizm Ltd. Şti. kuruluşudur. İçerik veya görseller izin alınmadan kullanılmaz. © Copyright 2008 - 2014.
Yetkili acente İKİA Turizm 'dir. Sistem alt yapısı İpek TR / BiletAll tarafından kurulmuştur. Havayolları bilgi ve rezervasyon kaynağı İpek TR / BiletAll' dır. Kullanım Koşulları - Gizlilik Politikamız - İptal İade Şartları