Ulkeler

Irak Ülke Rehberi

Anasayfa | Hakkımızda | Nasıl Online Bilet Alırım? | Bilgi Bankası | Bize Ulaşın
Yurtiçi Uçak Bileti Yurtdışı Uçak Bileti Charter Uçak Bileti
Türk Hava Yollari Anadolujet Atlasjet Sunexpress Borajet Onurair Pegasus
Yurtiçi
Yurtdışı
Charter
 
Bağdat, Irak
Fikir Paylaş

Bilgi Bankası

Şehir Rehberi   Ülke Rehberi   Havayolu Firmaları   Kampanyalar   Tavsiyeler   Faydalı Bilgiler   Haberler

Ülke Ara

Irak Ülke Rehberi
Irak Ülke Rehberi
 
Irak Ülke Rehberi
 
Irak Ülke Rehberi
 
Irak Ülke Rehberi

Irak, dünyanın en eski medeniyetlerine ev sahipliği yapmış olan Aşağı Mezopotamya bölgesinde kurulmuş bir devlettir. Bugün Irak, Orta Doğu’da yer alan stratejik mevkisiyle, sahip olduğu petrol rezervleri ile Körfez`in önemli ülkelerinden biri durumundadır. Irak bir ara (savaştan önce), Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri`nden sonra dünyanın üçüncü en büyük petrol rezervine sahipti. Amerika`yla savaştan ve işgalden sonra üretimde önemli düşüşler olmuştur. Fakat doğal olarak rezerv sıralamasındaki yerini korumaktadır.

Irak uzun yıllar Birleşik Krallığın hakim gücü altında idare edilmiştir. Birleşik Krallığın 1971`de Orta Doğu’dan tamamen çekilmesi ile, bu bölge üzerinde ABD önder güç olmaya başlamıştır. Soğuk Savaş sonrası Orta Doğu’da etkisini artıran ABD’nin Irak’a özel bir politik ilgisi vardır. Yakın dönem Irak tarihi ABD tarafından şekillendirilmiştir.

Tarihi

En eski şark medeniyetlerinin doğduğu Mezopotamya, 633-642 yılları arasında İslam toprakları arasına girdi. Emeviler ve Abbasiler dönemlerinde, en parlak devresini yaşadı. O zamanlar Bağdat dünyanın en önemli kültür ve ticaret merkeziydi. Irak, 637 yılında Müslümanlar tarafından fethedilmesinden sonra Ali bin Ebu Talib döneminde İslam`ın merkezi haline getirilmiş ve başkent Kûfe`ye taşınmıştır. Ali ile Emeviler arasındaki Saffayin savaşı da Irak sınırları içinde olmuştur. Bu savaşın ardında bu bölge günümüze kadar süren farklı mezhep ve etnik grupların mücadelelerine sahne olmuştur. Emeviler döneminden sonra Abbasiler bu bölgeye hakim olmuş ardından 1055 yılından itibaren Selçukluların hakimiyetine girmiştir.

1258 yılından itibaren Moğol istilasına uğramış ve iki yüzyıl onların kontrolünde kalmıştır. Tarihi kaynaklar, Bağdat Kütüphanesindeki eserlerin atıldığı Dicle Nehri`nin günlerce mürekkep renginde aktığı ve binlerce ciltlik kitabı Basra Körfezi’ne taşıdığını kaydederler. Ve telef edilen/yok edilen binlerce kitapla ilimde kaç asır geri gidildiği dikkate değer bir nokta olup aynı zamanda bize Bağdat`ın o günkü ilmi seviyesini gösteren önemli bir husustur.

Daha sonraları Akkoyunluların hakimiyetine (1444-1467) giren Irak, 1499-1508 yılları arasında Safevilerin kontrolüne geçti. Şiilik ve Sünnilik arasındaki fark Safeviler döneminde belirginleşmiştir. Irak, Osmanlı Devleti ile İranlı hanedanları arasındaki hakimiyet mücadelesine sahne oldu. Bu mücadele 1639`da Osmanlıların lehine sonuçlanmış ve ülke 1917`ye kadar Osmanlı yönetiminde kalmıştır. 

Abbasi dönemi 750-1258 hariç, Irak başka bir yerde merkezi olan bir imparatorluğa tabi olmuştur, (Umaydiler, Moğollar, İlhanlılar ve Osmanlılar) ya da Doğu Akdeniz ülkeleri ile İran arasındaki sınır bölgesini oluşturmuştur.

I. Dünya Savaşı esnasında Osmanlının Ortadoğu`dan çekilmesine neden olan bazı yerel isyanlar olmuştur. Bu isyanlarda İngilizlerin kışkırtmalarıyla Mekke Emirişerif Hüseyin bin Ali kullanıldı. Hüseyin bin Ali ve oğullarına Osmanlının yıkılmasından sonra kurulacak olan Büyük Arap Devletinin krallığı vadedildi. Fakat gerçekler söylendiği gibi değildi. Ortadoğu farklı bir paylaşıma sahne oluyordu.

Britanya, Fransa ile yapılan Sykes-Picot Anlaşması uyarınca Musul’u, Fransızların Verimli Hilal’in (Mısır’da Nil nehrinin suladığı alanı, Levant’ı -bugün İsrail’in bulunduğu yer dahil- ve Fırat’la Dicle nehirlerinin suladıkları alanı kapsar) kuzeyindeki etki alanından uzaklaştırmıştır ve bilahare Milletler Cemiyeti’nin de Filistinve Irak yönetimini Britanya’ya bir hak olarak tanımasıyla Britanya Nil’den İndus’e kadar kırılmaz bir stratejik üstünlük sağlamıştır.

Sykes-Picot Anlaşması 1916 yılında Fransız ve İngilizler arasında bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşma özellikle Ortadoğu`nun bugünkü haline gelmesine sebep olması açısından önemlidir. İngiliz subay Mark Sykes ile Fransız subay François Georges-Picot Kahire`de bir araya gelerek masa başında Ortadoğu`yu iki ülke arasında paylaştırdılar. Bu anlaşmaya göre yeni yapay devletler kuruldu. Sykes-Picot hattı denilen bu sınırlar, o dönemin koşullarında Dünyanın iki büyük emperyalist gücü olan İngiltere ve Fransa`nın Ortadoğu`ya bakış açılarını yansıtmaktadır. Fransız ve İngiliz subaylar bölgenin etnik ve dinsel yapısını göz önünde bulundurmadan sadece kendi çıkarları doğrultusunda harita üzerinde yeni ülkeler oluşturup bazı etnik grupları da parçaladılar. Bu anlaşma sonucunda kurulan devletlerden Irak, Ürdün, Filistin İngiliz bölgesi; Suriye, Lübnan Fransız bölgesi oldu.

Modern Irak

Modern Irak, 1920’de Osmanlıların I. Dünya Savaşı’nda yenilmesiyle birlikte İngilizlerin Osmanlı eyaletleri olan Musul, Bağdat ve Basra’yı yeni bir politik oluşum olarak değiştirmeleri sonucu, Fırat-Dicle Havzasını kontrolü altına alan ve yakın bir bölge devleti tarafından yönetilmeyen yeni bir oluşumdur.

İngilizler başta ülkeyi bizzat yönetmeyi düşünmüşlerse de ancak halkın sert muhalefetiyle karşı karşıya kalmışlardır. Çıkan isyanlarda özellikle Şii halk rol almışlardır. Şiilerin çoğunlukta olduğu Necef, bu dönemde isyanın merkezini oluşturmuştur. Sonuçta İngilizler tarafından Muhammed bin Abdullah`ın soyundan gelen Kral Faysal Irak`ın başına geçirilmiştir. Bu yöntemle İngilizler hem Irak`a tamamen hakim olmak hem de Osmanlının ardından doğan halife boşluğunu bu şekilde doldurarak diğer İslam ülkelerine de etki etmeyi planlamıştır.

Kral Faysal başa geçmesiyle beraber yaşanan en önemli gelişme Arap ulusçuluğunun teorisyeni Sati el Hüsri`nin Irak`a getirilmesidir. Onun kurduğu Arap birliğine yönelik eğitim sistemi özellikle Şii grupların tepkisini toplamıştır. Kral Faysal güçlü ve bağımsız bir Irak kurabilmenin yolunun güçlü bir ordudan geçtiğini biliyordu. Bu nedenle bu tip bir ordunun oluşması için çalışsa da Iraklı Kürtler ve Şiilerin olumsuz tavrıyla karşılaşmış ve askere almalarda daima sorunlar çıkartmışlardır. Her iki topluluk da Sünni Araplara asker olarak hizmet etmeyi reddetmişlerdir.

İlerleyen yıllarda Sünnilerle Şiiler arasındaki entegrasyon süreci yaşanmış karşılıklı evlilikler ve ticaret ilişkileri olmuştur. 1928 gelindiğinde 88 kişilik Irak parlamentosunda 26 Şii üye vardı. 1930 yılında Irak hükümeti bağımsız bir devlet olma yolunda İngiltere ile 25 yıllık bir anlaşma imzalarken, 1932 yılında Milletler Cemiyeti`ne bağımsız bir devlet olarak katıldı. 1933 Kral Faysal`ın ölümünün ardından ülkede dinsel ve etnik çatışmalar arttı.

1935`te İtalyanların Habeşistan`ı işgali Ortadoğu ülkeleri arasında özellikle güvenlik endişesinin oluşmasına sebep olmuştur. İtalyanların Kuzey Afrika`da kurduğu bu hakimiyeti Yemenle yaptığı anlaşmayla Kızıldeniz`in çıkışını kontrol eder hale gelmesiyle Ortadoğu`ya taşımayı planlıyordu. Bu nedenle Ortadoğu ülkeleri arasında Sadabat paktı kuruldu.

1936 yılında genç reformcuların desteğini kazanan Hikmet Süleyman adlı eski bir politikacı Kürt kökenli bir Albay olan Bekir Sıdkı`nın liderlik ettiği bir askeri darbeyle hükümeti ele geçirdi. Bir süre sonra ordu içindeki muhalif bir kanat Bekir Sıdkı`yı öldürerek yönetime ağırlığını koydu. Böylece ordu içindeki hiziplerin çatışmasına dayanan hükümetler dönemi başladı.

Kral Gazi`nin II. Dünya Savaşı`ndan kısa bir süre önce bir araba kazasında ölmesi üzerine yerine dört yaşındaki oğlu II. Faysal geçti. Yeni kralın amcası Emir Abdullah naip olarak yönetimi üstlendi.

1941`de ise Mayıs harekatı olarak bilinen ikinci bir darbe oldu. II. Dünya Savaşı yıllarında hakim güçler arasında yaşanan mücadele Irak üzerinde de olmuştur. Almanlar yaptıkları darbe ile kendilerine yakın bir yönetimi başa getirseler de, yapılan ikinci darbe ile İngilizler tekrar hakimiyeti kurmuşlardır. İkinci Dünya savaşı yıllarında Türkiye sınırlarına kadar gelen Almanların amaçlarından birisi de Türkiye`yi geçerek Irak`taki yandaşlarına yardım edip, buradaki İngiliz hakimiyetini kırmaktı. Fakat daha sonra Alman ordularının Rusya`ya dönmesi, Türkiye`nin işgali ve Irak`a ulaşma planlarından vazgeçmesine sebep oldu. İngilizler Irak`ı da Almanya`ya karşı savaşa girmeye teşvik etse de Irak yönetimi Türkiye`yi örnek alarak aynı politikaları izlemiş ve savaşa girmemiştir.

1945 yılında Arap ülkeleri bir araya gelerek, bir Arap Birliği örgütü kurdular. Arap Birliği harekatı Arap ülkeleri arasında milliyetçilik duygularının da artmasına sebep oldu. Bunu sonucu olarak da Irak, Suriye, Ürdün ve Lübnan bir tek ülke olarak birleşme düşüncesi ortaya atıldı. Arapların birleşme düşüncesini özellikle İngiltere destekliyordu. Bu birleşme ile İngilizler, Suriye ve Lübnan`daki Fransız hakimiyetini kaldırarak bu bölgeleri de kendi hakimiyeti altına almayı amaçlıyorlardı. Diğer güçlü bir Arap ülkesi olan Mısır`da bu birleşmeye karşı çıkıyordu. Onun endişesi ise Arap dünyasının en büyük ülkesi olma özelliğini yitirecek olması idi. Ortadoğu`da İngilizlerin etkisinin zayıflaması, İsrail devletinin kurulması, Mısır`ın muhalefeti gibi nedenlerle bu birlik fikri hayata geçirilemedi. 1960`lı yıllarda Mısır ve Suriye`nin birleşmeleri dışında Arap ülkeleri arasında bir birleşme yaşanmadı.

İsrail`in kurulması ile Arap Türkiye ilişkileri yeni bir dönem girdi. ABD`nin etkisi ile Türkiye`nin İsrail devletini tanıması Arap ülkelerinde tepki ile karşılandı. Türkiye bu tepkileri azaltmak ve yeni müttefikler bulabilmek için Irak`la yakınlaşmaya çalıştı ve ABD ve İngiltere`nin aktif katılımlarıyla Bağdat Paktını imzalandı.

İkinci Dünya savaşı sonrası Dünya üzerindeki güç dengelerinde büyük değişmeler yaşandı. İngiltere hakimiyetini yitirirken ortaya çıkan boşluğu ABD ve Sovyetler doldurmaya başladı. Irak ise bu dönemde Sovyetler Birliği yanında yer aldı.

1958 Devrimi

1958 yılında gerçekleşen kanlı darbe ile Krallık devrilip cumhuriyet ilan edildi. General Abdülkerim Kasım cumhurbaşkanı oldu. Irak bu darbenin ardından Bağdat Paktı`ndan çekildiğini açıkladı. Irak`ta bu dönem özellikle komünizm ve etnik milliyetçiliğin hızla yayıldığı yıllardır.

Irak`ta yaşanan bu değişiklik Ortadoğu`daki tüm dengeleri alt üst etti. Irak`taki bu darbeden etkilenen Suriye`de benzer bir askeri darbe yaşandı. Ortadoğu`nun tamamen Sovyetler Birliği`nin hâkimiyetine girmemesi için ABD ve İngiltere harekete geçti. ABD, Lübnan`a askeri müdahale yaparken İngiltere, Ürdün`deki karışıklığı bahane ederek burayı işgal etti.

Ortadoğu`nun önemli bir bölümünün Sovyet etkisi altına girmesi, ABD ve müttefiklerini endişelendirdi. Özellikle son dönemde açıklanan belgeler Türkiye`nin Irak ve Suriye`de yaşanan darbelerin ardından ABD`nin baskısıyla bu ülkelere yönelik bir işgal planı hazırladığı ve daha sonra bazı nedenlerden dolayı bundan vazgeçtiğini ortaya koymaktadır.

8 Kasım 1963`te Baas Partisi mensupları ve ordudaki milliyetçileri darbe girişiminde bulundular. Fakat General Abdüsselam Arif yeni lider oldu ve ülke genelinde komünist avı başlatıldı.

Baas Rejimi (1968-2003)

Baas Hareketi: Baas Arap dilinde yeniden diriliş anlamına gelmektedir. 1940 yılında Suriye`de kurulan bu hareketin ilk teorisyenleri Ekrem Havrani ile Mişel Eflak`tır (Eflak, Suriyeli bir Hıristiyan ve bu ideolojinin efsanevi lideridir). Baas ideolojisi, amaç olarak Ortadoğu`da tek bir Arap devleti kurulmasını benimsemiştir. Partinin sloganı Birlik, özgürlük ve sosyalizm idi. Parti ideolojisi Parti birliğine ve dış baskılara karşı durmaya dayanıyordu. Baas hareketi Suriye`de ortaya çıkmışsa da, Irak`ta da taraftar bulmuştur. Baas Partisi Suriye ve Irak`ta yaptıkları devrimlerle iktidarı ele geçirmişlerdir. Saddam Hüseyin ve Hafız Esed Baas akımının son büyük temsilcileridir.

1967`deki Altı Gün Savaşı`nda Arap ülkelerinin İsrail`e karşı ağır bir yenilgi almaları Irak`taki Baas hareketine olan desteği artırdı. 17 Temmuz 1968`de gerçekleşen kansız bir darbenin ardından iktidar tamamen Baasçılara geçti. Hükümet programı konusunda başlayan anlaşmazlıklar üzerine Baas yanlısı Saddam Hüseyin`in başında bulunduğu bir grup subay temmuz sonlarında öteki darbeci hizipleri saf dışı bıraktı. Devlet başkanlığı ve başbakanlığa getirilen el-Bekir, aynı zamanda yeni oluşturulan Devrimci Komuta Konseyi ve Baas Partisi Bölgesel komutanlığı başkanı olarak kesin bir denetim sağladı. Hükümete ağırlığını koyan Baas Partisi, örgütlü yapısıyla hemen hemen bütün kurumları ele geçirmeyi başardı. Tabanını genişletmek isteyen Parti, 1970`te Kürtlerle çatışmaya son vererek Irak Komünist Partisi (IKP),Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ve öteki bazı milliyetçi ve sol eğilimli siyasi güçlerle işbirliğine yöneldi. Ancak, 1974`te Kürtlerle, ardından komünistlerle ilişkilerin bozulması nedeniyle yeniden tek partili sıkı bir rejime dönüldü.

1976`da başbakanlığı ve bazı önemli yetkileri Hasan El Bekir`den devralan Saddam Hüseyin, Temmuz 1979`da, devlet başkanı oldu.

İran-Irak Savaşı: 1979 yılında İran`da yaşanan İslam Devrimi oldu. 1975`te Kürt sorununu çözmek için İran`a bazı ödünler veren Irak 1979`da bu ülkede yaşanan rejim değişikliğinden yararlanarak İran`a savaş açtı. Her iki ülkeye de insani ve ekonomik olarak büyük kayıplar verdiren İran-Irak Savaşı 1988`de imzalanan ateşkes antlaşmasıyla sona erdi.

I. Körfez Savaşı: II. Dünya Savaşı`ndan sonra başlayan Soğuk Savaş tüm dünyayı iki kampa ayırmıştı. 1980`li yıllar Sovyetlerin çözülme sürecine girmesine ve Soğuk Savaşın sonuçlanmasına sahne oldu. İki kutuplu bir dünyadan tek kutuplu bir dünyaya doğru etkinlik haritası tekrar çizilmeye başlanması, Ortadoğu`ya da yansıdı.

Irak, Ağustos 1990`da petrol üretim kotalarını aşmak ve tartışmalı bölgelerden petrol çıkarmakla suçladığı komşusu Kuveyt`i işgal ederek 19. ili olarak topraklarına kattığını ilan etti. Saddam Hüseyin`in uzlaşmaz tutumu karşısında BM`ye üye çeşitli ülkeler ABD öncülüğünde Suudi Arabistan`a askeri yığınak yapmaya başladı.BM Güvenlik Konseyi Irak`a 15 Ocak 1991`e değin Kuveyt`ten çekilmesi için son bir uyarıda bulundu. 17 Ocak 1991`de başlayan ve Körfez Savaşı olarak bilinen Çöl Fırtınası Harekatı sonunda 27 Şubat 1991`de Kuveyt kurtarıldı. 28 Şubat`taki ateşkesin ardından kuzeydeki Kürtler ve güneydeki Şiiler arasında başlayan ayaklanmalar Irak kuvvetlerince acımasızca bastırıldı. 2 milyonun üzerinde Iraklı Kürt Türkiye ve İran`a sığındı. Bunun üzerine müttefik kuvvetler 36. paralelin kuzeyi ve 32. paralelin güneyindeki bölgeleri Irak uçuşlarına yasakladılar.

ABD yönetimindeki müttefik kuvvetler 1993, 1996, 1998 ve 2001 yıllarında Irak`a karşı hava saldırıları düzenledi. Körfez Savaşı`ndan sonra uygulamaya konan BM ambargosu 1996 yılında başlayan Gıda Karşılığı Petrol programıyla yumuşatıldı.

Irak`ın İşgali 

ABD ve Birleşik Krallık öncülüğündeki koalisyon kuvvetleri Irak`ı kitle imha silahlarından arındırmak, Saddam Hüseyin`in teröre verdiği desteği kesmek ve Irak Halkını özgürleştirmek gerekçeleriyle Irak`taki Baas Rejimi ‘ne karşı saldırıya geçti. 20 Mart 2003`te başlayan hava saldırısı ve onu takip eden kara harekatı sonunda 9 Nisan 2003`te başkent Bağdat`a giren koalisyon güçleri Saddam Hüseyin iktidarını devirdi.15 Nisan`da Irak tümüyle koalisyon güçlerinin denetimine geçti. Bundan sonra bir süre belli bir direniş gerçekleşmedi. Aralık 2003`te Saddam Hüseyin yakalandı. Sonraki dönemlerde işgalci ABD güçlerine karşı bir direniş başladı ve günümüzde de bazen çok şiddetli olarak(özelikle Felluce) devam etmektedir. Bunun yanında Şiiler ile Sünniler arasında derin bir ayrışma ortaya çıkmış ve adeta iç savaşı andıran, günümüzde de devam eden şiddetli çatışmalar yaşanmaktadır. Terör örgütleri tarafından da düzenlenen saldırılarda çok sayıda insan ölmüştür. 2008 başlarında İşgalin başladığı Mart 2003`ten beri 4020 civarında ABD askeri ölürken 1 milyondan fazla Iraklının şiddet, çatışma ve direniş olayları sonucu öldüğü belirtilmiştir. Ayrıca ABD`nin Iraklı tutuklulara yaptığı işkenceler skandala yol açmıştır. Bunun yanında keyfi uygulamalar sonucu öldürülen Iraklı sivillere rastlanmıştı.

Fiziki Yapı

Irak fiziki yapı bakımından genelde dört bölgeye ayrılır: Bunlar, kuzey ve kuzeydoğuyu kaplayan dağlık bölge; bu bölgenin güneyinde yer alan, Basra Körfezi kıyısındaki bataklıklar; güney ve batıdaki çöllerle sınırlanmış olan Mezopotamya arazisi ve Ürdün, Suudi Arabistan, Güney Suriye sınırlarına yakın bölgelerden başlayarak komşu ülkelerin içlerine doğru uzanan step ve çöllerdir. Ülkenin en büyük platosu kuzeyde bulunan Cezire’dir. Yine kuzeydeki Alp-Himalaya dağ dizisi üyeleri Zagros Dağları Irak’ın en yüksek bölgeleri olup, 5605 m’ye kadar yükselirler. Dicle ve kolları, Fırat, Irak ve Mezopotamya’nın hayat kaynağıdır. Bu iki ırmak bölgeyi suladıktan sonra, Basra Körfezine 150 km kala Şattülarap su yolunda birleşirler. Bu yol Irak’ın en önemli limanı olan Basra’yı körfeze bağladığından çok önemlidir. Dicle ve Fırat yüzyıllardan beri Türkiye ve Suriye’den, Irak’ın kuzeyinden taşıdıkları topraklarla denizi doldurarak Aşağı Mezopotamya’nın ucundaki deltanın alüvyonal özellikte çok verimli bir ova haline gelmesine sebep olmuşlardır. Ülkenin diğer önemli akarsuları Büyük Zap, KüçükZap ve Uzuym nehirleridir. Ülkede çok sayıda göl bulunmasına rağmen, tam bir göl özelliği göstermezler. Bir çoğu yağmur suyu ile dolan sathi (yüzeysel) çukurluklardır. Basra Körfezine yakın göllerin çoğu da sazlarla kaplı bataklıklar halindedir .Irak’ın en büyük gölü Şattülarap su yolu ile Fırat Nehri arasındaki Hürülhammar Gölüdür.

İklimi

Irak’ta iklim kış-yaz mevsimleri ve güney-kuzey bölgeleri arasında büyük değişiklik gösterir. Yaz mevsimi güneyde uzun, sıcak ve kuraktır. Sıcaklık bölgede ortalama 46°C’yi bulur. Kuzeyde ise serince ve kısa sürer. Kış mevsimi ise güneyde kısa sürer ve serin geçer. Kuzey bölgelerde ise kış çok karlı ve uzundur. Bu bölgelerde kış aylarındaki sıcaklık ortalaması sıfırın altındadır. Yağış ise ülke genelinde kış aylarında olur. Mezopotamya’da senelik ortalaması 178 mm olan yağış, dağlık bölgelerde 1016 mm’yi bulur. Yağışlar güneyde yağmur, kuzeyde kar şeklinde olur. Çöl bölgelerinde ise ancak dünya çapında büyük bir kış olduğu zamanlarda kısa süreli yağışlar tespit edilmiştir.

Tabii Kaynaklar

Irak bitki örtüsü bakımından da iklime bağlı olarak bölgelere göre değişiklik gösterir. Dağlık bölge, yamaçlarda çam, meşe, fıstık ağaçları, daha yukarılarda diken ve çalılıklarla kaplanmıştır. Suriye sınırı yakınlarındaki kısımlarda bir iki yıllık cılız bitkilere rastlanır. Güneydeki steplerde bozkır bitkileri, çöllerde ise dikenli bitkiler görülür. Aşağı Mezopotamya’nın bir kısmı ve Basra Körfezi kıyısı bataklık özelliği gösterdiğinden buralar söğüt, kavak ağaçları, yeşillikler, su otları ve sazlarla kaplıdır.

Ülkedeki vahşi ve yabani hayvanların en bol bulunduğu yerler dağlardır. Buralarda çakal, sırtlan ve yabani tavşana rastlanır. Çöllerde çöl yılanı, çöl faresi, Dicle ve Fırat gibi büyük ırmak boylarında ise kurbağa, yılan ve yabani ördek görülür.

Irak’ın en önemli tabii kaynağı petroldür. Petrol, Kerkük, Musul ve Basra olmak üzere üç bölgeden çıkarılır. Ülkenin senelik petrol istihsali 31 milyon varil civarındadır. Kuzeyden çıkarılan petrol, petrol boru hattı ile Suriye’nin Baniyar, Lübnan’ın Trablus-Şam limanlarına ve ülkemizin Yumurtalık tesislerine pompalanır. Güneyden çıkarılan petrol ise körfez kıyısındaki limanlardan borularla sevk edilir.

Irak’tan çıkarılan, değeri petrolle yakın diğer bir tabii servet kükürttür. Bunu, senede 12 bin ton çıkarılan asbest takip eder.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Irak, ender rastlanacak bir tarihe sahip olduğundan ülke nüfusunu meydana getiren gruplar da kendisine has özellikler gösterir. Birinci Dünya Savaşı sırasında 2,5 milyon olan ülke nüfusu % 35’lik artış oranı ile günümüzde 17.215.000’e ulaşmıştır. Halkın % 80’i Arap’tır. Geri kalan % 20’lik kısmı, kuzey bölgelerde yaşayan Kürtler, Kerkük ve Musul’daki Türkler ve çeşitli yerlerde yerleşmiş bulunan Ermeni, Yahudi, Yezidi, Süryani ve Asuri azınlıklar teşkil eder. Türkler okullarında Türkçe öğretim yapabilme, diğer azınlıklar da bazı konularda özerk davranabilme hakkına sahiptir. Arapça resmi dil olması ve halkın büyük çoğunluğunun Arap olması sebebiyle en çok konuşulan lisandır. Irak Arapçası yazıda modern, telaffuzda mahalli sitili benimsemiştir. Arapçayı, sırasıyla Kürtçe, Türkçe ve Ermenice takip eder. İngilizce ise en çok kullanılan batı lisanıdır.

Halkın çoğu Müslümandır. Müslüman olan Araplar, Türkler ve Farslar toplam nüfusun % 95’ini meydana getirirler. 1960’a kadar Müslüman toplumunun yarısına yakını Şii’ydi. Ancak bu yıllarda çeşitli siyasi sebeplerden dolayı ülkeden fazla miktarda Şii çıkarıldığından bugün ülkede sadece Kerbela ve Necef civarında Şii bulunmaktadır. Hıristiyan toplumu da, Katolik olan Musul’daki bir kısım Araplar, Ortodoks olan Ermeniler, kendi kiliselerine bağlı olan Süryani ve Yezidiler meydana getirir. Ülkedeki diğer iki dini grup ise Yahudiler ve ilkel dinleri olan Asurilerdir.

Ülkede eğitim parasız ve mecburiyet olmadan yürütülmektedir. İlk ve Orta öğretim seviyesi komşu ülkelere nazaran düşüktür. 1959 senesinde başlatılan okuma yazma seferberliği ile okur-yazar oranı 1979’da % 30’a çıkmış, günümüzde ise % 40’ı aşmıştır.

Siyasi Hayat

Irak, tek partili cumhuriyet sistemi ile yönetilmektedir. Ülke idaresinin görüşüldüğü 250 kişilik bir meclis vardır. Seçimler tek parti ve tek liste ile yapılır. Cumhurbaşkanı 1968 ihtilalini yapan Devrim Komuta Konseyinin başkanlığına 1979’da getirilen Saddam Hüseyin’dir.

Irak’taki idari taksimat, Osmanlılar zamanındakinin devamı olup, batı sistemlerinden hemen hiç etkilenmemiştir. 16 şehrin en önemlileri Bağdat, Basra, Kerkük, Musul, Necef, Kerbela, Hilla ve El-Kazimeyn’dir. Şehirlerin başında, ülkemizdeki valiye karşılık olan mutasarrıflar bulunur. Şehirlerden sonra kaymakamların idare ettiği kazalar gelir. Nahiyeler ise, müdürlerin yönettiği köyden büyük yerleşim merkezleridir. Köy idarecisi olan muhtarlar genellikle halk tarafından işbaşına getirilir.

Ekonomi

Tarım: Irak petrolünün keşfine kadar, ülke tamamen bir tarım ülkesi idi. Tarım eskisi gibi olmamakla beraber bugün de önemini korumaktadır. Petrolden elde edilen gelirin büyük bir bölümü tarımın modernizasyonunda kullanılır. Tarım arazileri genelde Mezopotamya bölgesi ve büyük ırmaklar boyunda toplanmıştır. Ancak buralardaki yüksek vasıflı topraklardan gerektiği kadar faydalanılmamaktadır. Ülkenin 430.000 km2’ye yakın olan arazisinin % 43’ü tarıma elverişli olmasına rağmen, ancak % 8’inden düzenli olarak faydalanılmaktadır.

Irmak boylarındaki vadiler ve kuzeydeki yaylalar daha çok tahıl, tütün ve meyve üretimine elverişlidir. Daha güneydeki bölgelerde ise buğday, arpa, mısır, pirinç, susam, fındık, sebzeler, meyveler, tütün ve afyon yetişir. Hurma hemen hemen bütün bölgelerde yetişen milli bir üründür. Irak tek başına dünya hurma üretiminin yüzde yetmiş beşini karşıladığından, hurma ekonomiye en büyük katkısı olan tarım ürünüdür.

Hayvancılık ve tarım: Irak halkının hayatı ile büyük ölçüde paralellik gösterir. Sığır, eşek, katır kuzey bölgelerinde; deve, Asur arazisi, çöller ve Mezopotamya’nın bir bölümünde; koyun Mezopotamya’nın batısında yetiştirilir. Ülkedeki büyükbaş hayvanların sayısı toplam dört milyon, küçükbaşlarınki ise üç milyon civarındadır.

Balıkçılık: Daha çok kuzey bölgelerin merkezi kısımlarındaki ırmaklarda gelişmektedir. Irmak ve göllerde sazan balığı, ve tatlı su balıkları bulunur. Daha önceleri balıkçılık körfez kıyısında da önemli bir geçim kaynağı iken savaş ve savaşın sonucu olan deniz kirlenmesi buradaki balık neslini tüketmiştir.

Sanayi: Irak’ta çıkarılan petrolün mühim bir kısmının ham olarak ihraç edilmesine rağmen, sanayinin en önemli kolu petrol rafinerizasyonu ve petro-kimyadır. Petrol rafinerileri Bağdat, Basra, Kerkük ve Musul’da; petro-kimya tesisleri ise, Bağdat’ta bulunur. Sanayiin bu kolunda genelde Rus teknolojisi kullanılmaktadır. Petrolü pamuklu, yünlü ve ipekli dokuma takip eder. Tekstil sanayii Bağdat, Musul ve Hilla’da toplanmıştır. Yakın tarihte büyük ilerleme gösteren diğer sanayi dalları, çimento ve sun’i gübre üretimidir. Konserve, şeker, sigara, nebati yağ ağaç ürünleri imalatı da tarıma bağlı olarak gelişmektedir. Ülke diğer birçok sanayi kolunda olduğu gibi tarım araçları ve otomotiv sanayiinde de Sovyet teknolojisinden faydalanmaktadır. Körfez savaşı ile sanayi ve ekonomik durumu güçlüklerin içine düşmüştür. Memleket bir baştan bir başa harap olmuştur.

Ticaret: Irak’ta ülke içi ticaret eski metotlarla yapılmakta, nakliye ve tabiat şartları sebebiyle her bölge kendisini beslemek zorunda kalmaktadır. Dış ticaret ise yeni yeni gelişmeye çalışmaktadır. İhracatında büyük payı ham petrol tutar. Bunu hurma ve çimento izler. İthalat ise daha çok teknoloji transferi ve ağır sanayi ürünleri şeklinde olmaktadır. Önemli ithal ürünleri makina, araç, yiyecek maddeleridir.

Ulaşım: Irak’ta ulaştırma genelde karayolu ile yapılır. En önemli yolları: Sınırları ve petrol bölgelerini Bağdat’a bağlayan yollardır. Karayollarının toplam uzunluğu 33.238 kilometredir. Ülke içi ulaşımda demiryolu ikinci sırayı alır. 1914’te yapılmaya başlanan demiryolları bugün 2439 km uzunluğa ulaşmış olup, hemen hemen bütün büyük şehirleri birbirine bağlar. Büyük ırmaklar ve sun’i su yolları da şartların uygun olduğu zamanlarda ulaşımda önemli yer tutabilmektedir . Irak, Basra körfezinde sadece 100 kilometrelik bir kıyısı olmasına rağmen her türlü deniz vasıtasına hizmet verebilecek iki büyük limana sahiptir. Bunlar körfez kıyısındaki Ümm-ül-Kasr ile Şattülarap su yolu kıyısındaki Basra limanlarıdır. Ülke içi ulaşımda havayolu konusuna önem verilmemesine rağmen, Bağdat ve Basra milletlerarası hava trafiğinin mühim durak yerleridir.

Irak Ülke Rehberi ile Alakalı Yazılar

Osetya Ülke Rehberi
Osetya Ülke Rehberi
Kafkas sıradağlarının kuzey ve güney yamaçlarına yayılmış dağlık bir bölge olan Osetya, kuzeyde Stavropol Kray (Rusya Federasyon), doğuda Çeçen ve İnguş Cumhuriyetleri, batıda Kabartay-Balkar Cunhuriyeti ve güneyde de Gürcistan`la komşudur. Tarihsel ve kültürel olarak hemen hemen bütünlük arz eden tek bir ülke olan Osetya, Büyük Kafkaslar`ın ikiye böldüğü iki parçadan oluşur: Kuzey Osetya ve Güney Osetya.
Türkmenistan Ülke Rehberi
Türkmenistan Ülke Rehberi
Orta Asya ülkelerinden olan Türkmenistan güneyden İran, batıdan Hazar denizi, kuzeyden Kazakistan, kuzeydoğudan Özbekistan, güneydoğudan Afganistan`la çevrilidir. Türkmenistan kurak bir iklime sahiptir. Yazları sıcaklık 50 dereceye kadar çıkarken, kışları ise -25 dereceye kadar düşmektedir. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsızlıklarını ilan eden Türkmenler, günümüzdeki 7 Türk Devleti’nden biridir ve TÜRKSOY’un üyesidir.

Haritada Irak

arabul.com
Yurtiçi Uçak Bileti Yurtdışı Uçak Bileti Charter Uçak Bileti
Anasayfa
Hakkımızda
Bilgi Bankası
İletişim Bilgileri
Turizm ve Ulaşım
Bu site bir İkia Turizm Ltd. Şti. kuruluşudur. İçerik veya görseller izin alınmadan kullanılmaz. © Copyright 2008 - 2014.
Yetkili acente İKİA Turizm 'dir. Sistem alt yapısı İpek TR / BiletAll tarafından kurulmuştur. Havayolları bilgi ve rezervasyon kaynağı İpek TR / BiletAll' dır. Kullanım Koşulları - Gizlilik Politikamız - İptal İade Şartları