Ulkeler

Hindistan Ülke Rehberi

Anasayfa | Hakkımızda | Nasıl Online Bilet Alırım? | Bilgi Bankası | Bize Ulaşın
Yurtiçi Uçak Bileti Yurtdışı Uçak Bileti Charter Uçak Bileti
Türk Hava Yollari Anadolujet Atlasjet Sunexpress Borajet Onurair Pegasus
Yurtiçi
Yurtdışı
Charter
 
Yeni Delhi, Hindistan
Fikir Paylaş

Bilgi Bankası

Şehir Rehberi   Ülke Rehberi   Havayolu Firmaları   Kampanyalar   Tavsiyeler   Faydalı Bilgiler   Haberler

Ülke Ara

Hindistan Ülke Rehberi
Hindistan Ülke Rehberi
 
Hindistan Ülke Rehberi
 
Hindistan Ülke Rehberi
 
Hindistan Ülke Rehberi

Hindistan , Güney Asya`da bulunan bir ülkedir. Dünyanın en büyük yedinci coğrafi alanı ve en büyük ikinci nüfusuna sahip olan ülkedir ve dünyanın en büyük demokrasisidir. Güneyinde Hint Okyanusu, batısında Umman Denizi ve doğusunda Bengal Körfezi`nin bulunmasıyla birlikte Hindistan`ın deniz kıyısı 7.517 kilometre uzunluktadır. Batısında Pakistan, kuzeydoğusunda Çin Halk Cumhuriyeti, Nepal ve Bhutan ve doğusunda Bangladeş ve Myanmar ülkeleri ile sınır paylaşmaktadır. Ayrıca Sri Lanka, Maldivler ve Endonezya`ya çok yakındır.

İndus Vadisi Uygarlığı, tarihi ticaret yolları ve büyük imparatorlukların yer aldığı bölge olan Hint Yarımküresi, uzun tarihin çoğu boyunca ticari ve kültürel zenginliği için biliniyordu. Dört tane önemli dünya dinleri olan Hinduizm, Budizm, Jainizm ve Sihizmin doğum yeri olmasıyla birlikte Zerdüştçülük, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam hepsi M.S. birinci yüzyıldan itibaren ülkeye gelerek bölgenin çeşitli kültürünü şekillendirdi.
Hindistan, 28 tane eyalet ve birlik bölgesinden oluşan ve parlamenter demokrasi olan bir cumhuriyettir. Borsa sayılarına göre dünyanın en büyük on ikinci ekonomisine ve dünyanın en büyük dördüncü satın alma gücü paritesine sahiptir. 1991`den beri uygulanan ekonomik inkılapları nedeniyle dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden birisidir. Buna rağmen yoksulluk ve kötü beslenme oranları hâlâ çok yüksek, okuryazarlık ise çok düşüktür. Çin ile birlikte dünya gezegeninde nüfusu 1 milyar sınırının üstündeki iki ülkeden birisi olarak önemli bir yere sahip olan Hindistan, daha yüksek olan nüfus artış hızı sebebiyle yakın bir gelecekte dünyanın en kalabalık ülkesi olacaktır.

Tarihi

Hindistan’ın tarihi hakkında bilgiler, Aryalardan başlamaktadır. Bundan önceki dönemler içindeki olaylar hakkında çok çeşitli ve kesin olmayan bilgiler mevcuttur. 

Dravitleri yenerek Hindistan’a yerleşen Aryalar, Yunan istilaları, İskender’in saldırıları, Asoka dönemi, Mouryo İmparatorluğu, Gupta Devri, Hunlar, Harşalar, Kuzey ve Güney Sülaleler Dönemi, Türk-Moğol Hakimiyeti, Arapların, Gaznelilerin, Babür Devletinin fetihleri, Avrupalıların yerleşmeleri ve bugünkü Hindistan’ın kurulması safhaları takib eder. 

M.Ö. 2000 yıllarında Himalayaları aşarak gelen Aryalılar, Hindistan’da asırlarca sürecek bir hayat tarzının temelini attılar. Daha sonraları Maurya İmparatorluğu Hindistan’a hakim oldu. Bu imparatorluğun yıkılmasından sonra hakim olan Guptaların ülkedeki hakimiyetine Hun saldırıları son verdi. Bundan sonrası, ülkede kurulan prenslikler dönemi ve aralarında yaptıkları savaşlarla geçti. 

Müslümanlar, Hindistan’a ilk olarak sekizinci asırda geldiler. 712 yılında Muhammed bin Kasım’ın ordusu Hindistan’a girdi. Bunu müteakiben ülkede Müslüman Arap ordularının ve Gaznelilerin fetihleri görüldü. Gaznelilerin Sultan Mahmud zamanında başlattıkları seferleri, Muhammed Guri Han zamanında Hindistan’ın tamamının fethedilmesiyle sonuçlandı. Bundan sonra 1206-1290 yıllarında Memlukler, 1290-1320 yıllarında Halaciler, 1320-1413 yıllarında Tuğluklar ve 1526 yılına kadar da Ludiler Hindistan yönetimini ellerinde tuttular. 

On beşinci asır başlarında bir ara Timur Han ordusuyla Hindistan’ın büyük bir kısmını topraklarına kattı. Böylece Hindistan’da Türk-Hint İmparatorluğu başladı. Timur Hanın soyundan Babür Şah, bütün Hindistan’ı fethederek Gürganiye (Babür İmparatorluğu) Devletini kurdu (Bkz. Babür İmparatorluğu). Bu devlet, İngilizlerin Hindistan’ı işgaline kadar bölgede 342 sene hükümranlığını sürdürdü. Babür İmparatorluğu zamanında Hindistan’da yüzlerce büyük İslam alimi yetişip insanlara doğru yolu gösterdiler, ilim öğrettiler. İslam dinine sokulmak istenen bid’atleri yok ettiler. Bu büyük alimler arasında en meşhurlarından bazıları, İmam-ı Rabbani, Muhammed Ma’sum Faruki, Ubeydullah-ı Ahrar, Muhammed Zahid, Derviş Muhammed, Muhammed Baki-billah, Nur Muhammed Bedevani, Mazhar-ı Can-ı Canan, Senaullah-ı Dehlevi, Abdullah-ı Dehlevi, Abdülhak Dehlevi, Abdülaziz Dehlevi, Muinüddin Çeşti’dir. 

Avrupalıların Ümit Burnunu dolaşarak Hindistan’a ulaşmaları, 16. yüzyılda burada ilk ticaret merkezinin kurulmasına yol açtı. İngilizler, Hindistan’ı işgal ettikten sonra, Müslüman halka çok eziyet ettiler. 1906 yılında Svaraç (kendi kendini yönetme) sloganı ile bağımsızlık savaşı başlatıldı. Bu arada Hindistan Müslüman Birliği kurulmuştu. 1919 yılında Gandhi ile birlikte Hindistan’da pasif direnme ve protesto hareketlerine başlandı. 1935’te ilk anayasa kabul edilerek parlamenter düzen kuruldu. 18 Temmuz 1947’de tam bağımsızlığını kazanarak, dünya devletleri tarafından tanındı. 26 Ocak 1950’de Hindistan Birliği olan devletin ismi Hindistan Cumhuriyeti olarak değiştirildi. Bugün de bu isimle anılmaktadır. 

Ülke yönetim yönünden eyaletlere bölündü. Ekonominin büyük ölçüde bozulduğu bir dönemde yapılan seçimleri Gandhi’nin başkanlığındaki Kongre Partisi kazandı. Radikal tedbirleri başarıyla alan Gandhi, 1971’de erken seçime giderek büyük bir zafer kazandı. Aynı sene Hindistan ile Pakistan arasında savaş çıktı. Bu savaş neticesinde Doğu Pakistan yani Bangladeş bağımsızlığını ilan etti. Baskı rejimi uygulayan Gandhi, 1974’den itibaren halk desteğini kaybetti. 1977’de yapılan seçimleri Canata Partisi kazandı. Canata Partisi yönetimde başarılı olamayınca, 1980’de yapılan seçimleri tekrar Kongre Partisi kazandı. Aynı sene özerklik için mücadele eden Sihler, büyük bir mücadeleye başladılar. 1984 Ekimde iki Sih muhafızı Gandhi’yi bir suikast neticesinde öldürdü. Bunun üzerine başbakanlığa Raciv Gandhi getirildi. İç çatışmalar hala devam etmekte olup, Hindularla-Müslümanlar arasında çatışmalar büyük hız kazandı. Başbakan Raciv Gandhi 22 Mayıs 1991’de uğradığı bombalı suikast sonucunda öldü. 

Etimoloji

Hindistan ismi eski Farsçada Indus adından türetilmiştir. Bu isim eskiden İndus Nehri ve çevresi için kullanılan bir isimdi. Eski Yunanlılar ise Hindistanlıları Indoi olarak isimlendirmişlerdir. Hindistan adı Hindistan anayasasında ve Hindistan`daki birçok yerel dildeBharat olarak geçer. Bharat adı Hinduların efsanevî kutsal kralları olan Kral Bharata isminden türetilmiştir. Farsçada bir kelime olan Hindistan adı ilk zamanlarda Kuzey Hindistan için kullanılmış olsa da zamanla bütün Hindistan için kullanılan bir terim olmuştur.

Din

Din Hindistan’da bir hayat tarzıdır. Bütün Hint geleneklerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Birçok Hint için din, günlük işlerden eğitim ve politikaya kadar hayatın her safhasına nüfuz etmiştir. Laik Hindistan, Hindu, İslam, Hıristiyanlık, Jainizm, Sihizm ve diğer sayısız dini geleneğe ev sahipliği yapar. Hinduların yanında Müslümanlar önde gelen dini gruptur ve Hint toplumunun ayrılmaz bir parçasıdır. Hindistan Endonezya’dan sonra sayıca en kalabalık Müslüman nüfusa sahiptir. Hindistan’da tüm dinlerce kabul edilen ortak uygulamalar vardır ve her yıl çeşitli müzik ve dans festivalleri tüm topluluklarca kutlanır. Her birinin kendi hac yerleri, kahramanları, efsaneleri ve hatta mutfak alışkanlıkları vardır ki bu toplumun temel özelliği olan özgün farklılık içinde karışır gider.

Hinduizm

Bir dinî gelenekler dermesi olan Hinduizmin temelini belirleyen inanışları tanımlamak pek kolay değildir. Zira Hindistan nüfusunun büyük bir çoğunluğunun sahip olduğu bu inancı şekillendiren öğretiler; tek bir felsefeden ibaret değildir. Hinduizm belki de bu şekilde hem teorik alanda hem de uygulamada farklılıklar içerdiğinden dolayı "dinler mozaiği"[3][4] diye anılabilecek tek dinî gelenektir. Bu dinin bir kurucusu ya da kutsal kitabı yoktur. Rig Veda, Upanişadlar ve Bhagavad Gita; Hinduların kutsal metinleri olarak gösterilebilir. Çoğu dinlerin aksine Hinduizm, tek bir tanrıya tapınmayı öngörmez. Bir Hindu; Şiva, Vişnu, Rama, Krişna veya diğer tanrı ve tanrıçalara tapabilir ya da her ferdin içinde yer alan "Yüce Ruh"a veya "Yıkılmaz Ruh"a inanabilir ve hâlâ Hindu olarak anılabilir. Terazinin bir yanında nihaî hakikat yolunda bir arayış; diğer tarafında ise ruhlara, ağaçlara ve hayvanlara tapan mezhepler vardır. Hinduizm’de sadece tanrı ve tanrıçalarla ilgili değil; güneş, ay, gezegenler, nehirler, okyanuslar, ağaçlar ve hayvanlarla da ilgili festivaller (şenlik) ve törenler vardır. En popüler olanları Deepavali, Holi, Dussehra, Ganesh Chaturthi, Pongal, Janamasthmi ve Şiva Ratri festivalleridir. Hinduizmi ilginç kılan ve Hint geleneğini zenginleştirip renklendiren; bu sayısız şenlik etkinlikleridir.[5] Hint Mitolojisi ve Yaşayan Tanrılar Mahabharata ve Ramayana gibi destansı kahramanların ölümsüz olduğuna ve insanlar gibi hayatta olduklarına inanılır. Hinduizm tanrıları; hem insanüstü hem de insan gibidir ve onlara karşı ayrı bir sıcaklık ve aşinalık duygusu vardır. Ramayana kahramanı Rama; onur ve cesaret gibi nitelikleri temsil eder ve bir erkeklik modeli olarak görülür. Karısı Sita tipik bir Hint kadınıdır ve kocasıyla beraber sürgündeyken Lanka Kralı Ravana tarafından kaçırılmıştır. Sita’nın Rama ve kardeşi Lakşmana ve sadık maymunu Hanuman tarafından kurtarılışı, bu son derece ilginç hikâyenin etrafında örülmüştür. Bu destandan çeşitli hikayeler, nesilden nesile anlatılagelmiştir. Dinî panayırlar, festivaller ve âyinler; bu efsaneleri canlı tutmuştur ve her etkinlik, eski hikâyelerin yeniden anlatılması için bir fırsat olmaktadır. Mahabharata’daki heyecan verici metinler; yakın akraba olan Pandavalar ve Kauravalar arasındaki hanedan kavgasının hikâyesini anlatır. Efendi Krişna, bu büyük destanda çok önemli bir rol oynar. Kendisi; Pandavalardan Arjuna’nın arkadaşı, rehberi ve filozofudur. Arjuna ise savaş alanlarında akrabalarını öldürmekte tereddüt gösterdiğinde ona bu tereddüdü aşmasında yardımcı olur. Krişna’nın hikmetli felsefesi ve öğretileri, Bhagavad Gita’da yazılmıştır. Krişna; çocukken tereyağı çalan, gençken de flüt çalıp yaramazlık yapan bir tanrı olarak bilinse de yetişkin yıllarında daha ciddî tarafının ön plana çıktığı hikmetli bir filozof olarak tasvir edilmiştir. Hindistan’ın tamamında, Hinduların taptığı birçok tanrı ve tanrıça vardır. Bunların arasında Hinduizm için en önemli olanı; sırasıyla yaratıcı, koruyucu ve yok edici olarak bilinen Brahma, Vişnu ve Şiva üçlemesidir. Brahma’nın pusuladaki dört yöne tekabül eden dört başı vardır. Hayatı ve tüm evreni yarattığına inanılır. Vişnu; doğum ve yeniden doğum devr-i dâimini yöneten koruyucudur. Ayrıca dünyayı kötü güçlerden korumak için çok defa dünyaya geldiğine dair bir inanış vardır. Rama ve Krişna’nın, Vişnu’nun tecessüm etmiş (cismaniyet kazanmış, bir bedene girmiş) hâli olduğu düşünülür. Genellikle boynuna sarılı bir kobra yılanı ile görülen Şiva; tüm kötülükleri yok eder ve birçok tecessümü vardır. Görülemeyen tanrılar, tanrısal güçleri simgeleyen birçok imge ve putlarla temsil edilir. 

Birçok put, tanımsız güzelliğe ve ihtişama sahip süslü tapınaklarda korunur. Hint tanrıları; tapınaklarda, karla kaplı tepelerde, nehirlerde, okyanuslarda ve Hintlilerin zihinlerinde ve kalplerinde canlıdır.

İslam

İslam Hindistan’da 8. yüzyılın başlarında Arap tüccarlar aracılığıyla girdi, fakat gerçek etkinliğini 12. yüzyılda kazandı. Hindistan`ın Müslümanlaşması büyük çoğunlukla Türklerle olmuştur. İlk olarak Gaznelilerle başlayan Türk-İslam Devletleri zinciri Tuğluklular, Lodiler, Delhi Türk Sultanlığı ve son olarak Babür İmparatorluğu`yla 1858 senesinde sona ermiştir.İngilizlerin Babür devletini ortadan kaldırmasıyla Hindistan`daki 9 asırlık Türk-İslam hükümdarlığı da sona ermiştir. Türk sultanları içinde Gazneli Mahmut, Babür Şah, Ekber Şah en meşhur olanlarıdır. 17. asırda Hindistan`da yaşamış olan İmâm-ı Rabbânî Ahmed el- Farukî El Serhendi İslam`ın yayılmasında ve doğru bir şekilde yaşanmasında fazlasıyla etkili olmuştur. Yine bu dönemden önce de Türkistanlı alimlerin ve talebelerinin İslam`ın yayılmasında büyük katkıları olmuştur. Bunlardan en çok akla gelenleri Hoca Ahmed Yesevi,Muhammed Bahaüddin Nakş-ı Bend ve Abdülkadir Geylani`dir. Hinduizmin dalları olarak ortaya çıkan Budizm, Jainizm ve Sihizm’in aksine İslam’ın anlayışları, gelenekleri ve dini pratiği bu inanca mahsustur ve evrensel kardeşliği ve her şeye gücü yeten Allah’a teslimiyeti öngörür. 12. yüzyılda Müslüman akınları ve 16. ve 17. yüzyıllardaki Babürlü Türk idaresi Hindistan’da İslamiyet’in yayılışında etkili olmuştur. Başta saldırgan gibi gözüken İslam’ın evrensel sevgi ve barışa yönelik mesajı daha sonraları mistik ve tasavvuf ehlinin yardımlarıyla yayılmıştır. Kabir ve Nanak gibi tasavvuf ehillerinin yaymış olduğu kardeşlik ruhu Hindistan’daki katı kast sisteminin çözülmesinde yardımcı olmuştur. İki inancın karşılıklı iletişimi hayatın ve kültürün her alanında Hindu ve İslami unsurların bir sentez oluşturmasını sağlamıştır. Günümüzde de 138 milyonla dünyanın 2. büyük Müslüman topluluğu Hindistan`da yaşamaktadır.

Sihizm

Sihizm olarak geçen Sıkh Dini; Hindistan `da takriben 1500 `lü yıllarda doğmuştur. Günümüz Hint Yarımadası `nda diğer dinlere nazaran daha aktif ve uzlaşmaz tutumu ile gündemde kalmaya çalışan Sıkh Dini, Hint Felsefesi`nden kaynaklanan Maya ve Nirvana tasavvurlarını benimsemiş olmakla tanınmıştır. Sihizm, günümüzde Hindistan`ın dini ve siyasi hayatında önemli yerini korumaktadır.

Hıristiyanlık

Hıristiyanlığın Hindistan’a Güney Hindistan’da bir müddet kalan ve büyük ihtimalle de orada ölen havarilerden Thomas ile geldiğine inanılır. Fakat ülkeye gelen ilk misyonerin Bartholomew olduğunu düşünenler de vardır. Tarihi bilgilere göre Hindistan’daki misyoner etkinlikler 1544 yılında Francis Xavier’in gelişiyle başladı. Onu başta Portekiz’den, daha sonra da Danimarka, Hollanda, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerden gelen misyonerler izledi. 18. ve 19. yüzyıllarda hem Katolik hem de Protestan misyonerler Hıristiyan öğretilerini yaydılar. Bugünkü Hindistan toplumu üzerindeki modern etkilerde Hıristiyanlığın payı da vardır. Hıristiyan misyonerler tüm ülkede okullar ve kolejler açarak inanç ve iyi niyet mesajları yaydılar. Hıristiyanlık ve öğretileri Mahatma Gandi de dahil olmak üzere birçok aydını ve düşünürü etkilemiştir. Bugün Hindistan’da 30 milyon kadar değişik mezheplerden Hıristiyan vardır.

Budizm

Orta Yol Budizm, Hinduizmin bir kolu olarak ortaya çıkmış fakat zamanla tüm Asya’da yaygın hale gelmiştir. Bu inancın kurucusu Gautama Buddha’nın kişiliği ve öğretileri Japonya, Çin ve Asya’daki milyonlarca insanın hayatını aydınlatmıştır. Budizm ile Hinduizmin temel öğretileri arasında güçlü bir benzerlik vardır. Budizm devamsızlık ilkesi veya kanunu üzerine kurulmuştur. Buna göre, bazı şeyler diğerlerinden daha uzun sürse de, her şey değişime tabidir. Budizmin diğer temel ilkesi hiçbir şeyin tesadüfen meydana gelmediğini ileri süren sebep kanunudur. Tüm olayların meydan gelişlerindeki etken doğa güçlerinin yanında karmadır. Yok edilemez ruh ve yeniden doğum devr-i daimi kavramları bu iki temel felsefeden kaynaklanmaktadır. Buda, aşırı rahat düşkünlüğü ve her şeyden uzak durma iki uç nokta arasında dengeli ve ahenkli bir hayat tarzı olarak Orta Yol’u savunmuştur. Budizm dört Asil Gerçeğe dayanır: 1. Istırap evrenseldir, 2. Istırabın sebebi hırs ve aşırı arzudur, 3. Istırabın üstesinden gelinebilir ve önlenebilir, 4. Arzulardan sıyrılmak ıstırapları yok edebilir. Istırabı önlemek için kişi aşırı arzularına galip gelmelidir ki bu nirvanaya ulaşmayı ve aydınlanmanın tamamlanmasını sağlar.

Ekonomisi

Hindistan dünyada 3.287.590 km2 yüzölçümü ile 7. ve nüfus olarak yaklaşık 1 milyar 210 milyon ile 2. sıradadır. Hindistan ayrıca, son yıllarda Çin Halk Cumhuriyeti’nden sonra en hızlı büyüme kaydeden ikinci ekonomi konumundadır. Özellikle son yıllarda yakalanan ekonomik büyüme ve kalkınma trendi ülkelerin ilgisini Hindistan’a yöneltmektedir. Nitekim, 2010 yılında yaklaşık 1.43 trilyon ABD doları olarak kaydedilen GSMH’si ile AB, ABD, ÇHC ve Japonya’nın ardından dünyada 5. büyük ekonomi olmuştur.

Ancak, Hindistan’ın büyük ekonomik potansiyeline karşın, büyük bir nüfusa sahip olmasından kaynaklanan zorlukları bulunmaktadır. 1980’li yılların ortasından itibaren başlayan reform dalgası ile beraber Hindistan’ın devlet güdümlü ekonomisi serbest pazar ekonomisine doğru bir dönüşüm sürecine girmiştir. Bu süreç, 1990’larda daha da hız kazanmıştır. Ekonomideki devlet müdahalesi giderek azalırken, özel sektörün ekonomideki rolü önemli bir gelişme kaydetmiştir. Ekonomideki liberalleşme, sanayi, vergi, dış ticaret ve yabancı sermaye politikaları ile mali piyasalara ilişkin düzenlemeler üzerinde kendisini hissettirmektedir.

Hindistan ekonomisi 1990’ların başından itibaren uygulanmaya başlanan ekonomideki liberalizasyon politikalarının neticesinde son on yılda ortalama %7’nin üzerinde büyüme kaydetmiş ve bu dönemde yoksulluk %10 azalmıştır. Son 4-5 yılda büyüme oranları %10’lara yaklaşmıştır.

2009 Mayıs ayında yapılan genel seçimlerle liberalizasyon çabalarını sürdürecek istikrarlı bir hükümetin kurulmuş olması, piyasalar ve yabancı yatırımcılar için Hindistan’da güven ortamı oluşturmuştur. Mevcut Hindistan Hükümeti, liberalizasyon çabalarını sürdürmeye ve doğrudan yabancı sermaye yatırımları üzerindeki kontrolleri azaltmaya çalışmaktadır.

Diğer yandan, önümüzdeki 4-5 yıl için öngörülen 500 milyar ABD Dolarını aşan altyapı yatırımlarının ilerleyen yıllarda artarak devam etmesi beklendiğinden, Hindistan’ın rekabet gücü, üretim kapasitesi ve verimliliğinin daha da artacağı tahmin edilmektedir. Ayrıca, işgücü içinde İngilizce dilini iyi derecede bilen, eğitim düzeyi yüksek önemli bir nüfusa sahip olması, birçok ülkeye kıyasla Hindistan’a rekabet avantajı sağlamaktadır. Bu gelişmeler, ülkelerin dikkatini Hindistan’a yöneltmelerine neden olmakta ve birçok ülke, hızlı büyüyen bu ekonomiden ve pazardan pay kapma yarışına girmektedir.
Mali krizin etkisini yitirmesi ile birlikte, Hindistan’ın yıllık büyüme hızını %10’ların üzerine çıkarma potansiyeli bulunmaktadır. Ülke küresel mali krizde en iyi performans gösteren ekonomiler arasında değerlendirilmektedir. Hindistan’ın yaklaşık 300 milyar ABD Doları mali rezervinin bulunması ve Hindistan Rezerv (Merkez) Bankasının dikkatli para politikası Rupinin daha fazla değer kaybının önüne geçmiştir. Ancak, büyük altyapı projeleri Hindistan bütçesinde önemli açıklara neden olmaktadır.

Öte yandan, Hindistan nüfusunun halen önemli bir bölümüne su ve elektrik gibi temel hizmetler ulaşmamaktadır. 600 milyon Hintlinin evinde elektrik bulunmamaktadır. Enerji altyapısındaki eksiklik nedeniyle elektrik kesintileri en gelişmiş bölgelerde dahi yaygındır. Ayrıca, hızlı ekonomik büyümeye paralel olarak dış borç yükselmekte, bütçe ve cari işlemler açığında artış kaydedilmektedir. Büyümenin getirdiği diğer bir sorun, artan refahın eşit olarak dağıtılamamasıdır. Kırsal kesimler ekonomik gelişmeden yeterince pay alamamaktadır.

Hindistan nüfusunun yaklaşık %25’i günde 1 ABD Dolarının, yine yaklaşık %25i aşan ikinci dilimi ise günde 2 ABD Dolarının altında bir gelire sahip bulunmaktadır. Yoksulluk, ekonomideki en önemli sorun olarak varlığını hissettirmektedir. Buna karşılık, tahminen 300’er milyonluk dilimler ise orta ve orta üstü gelire sahiptir.

Siyasi Görünümü

Hindistan 15 Ağustos 1947 tarihinde bağımsızlığını kazanmış ve 26 Ocak 1950 tarihinde kabul ettiği Anayasa ile bugünkü modern Hindistan Cumhuriyeti’ne dönüşmüştür. Halen İngiliz Milletler Topluluğu’nun bir üyesidir. Hindistan kuruluşundan bugüne Pakistan’la 1947, 1965 ve 1971 yıllarında olmak üzere üç savaş yapmıştır. 1971 savaşı sonucunda Bangladeş bağımsız bir devlet olarak kurulmuştur. 

Çok partili parlamenter demokrasiyle yönetilen Hindistan’da Parlamento’nun Eyaletler Meclisi (Rajya Sabha) ve Halk Meclisi (Lok Sabha) olmak üzere iki kanadı bulunmaktadır. 

Halk Meclisi 552 sandalyeye sahiptir ve seçimleri her beş yılda bir yapılmaktadır. Halk Meclisi’ne Eyaletler’den en fazla 530 üye, Birlik Toprakları’ndan ise en fazla 20 üye seçilebilmektedir. Cumhurbaşkanı, ülkedeki Anglo-Hint kökenli toplumun yeterince temsil edilmediğine kanaat getirmesi halinde, Halk Meclisi’ne iki Anglo-Hint kökenli üye atama yetkisine sahiptir. 

Eyaletler Meclisi ise 250 sandalyeye sahiptir. Üyeleri genel seçimlerle değil, Eyalet Parlamentoları ve Birlik Toprakları tarafından seçilmektedir. Üyelerinin üçte biri her altı yılda bir yenilenmektedir. Eyaletler Meclisi’nin 12 üyesi Cumhurbaşkanı tarafından atanmaktadır. Hindistan’da seçme yaşı 18, seçilme yaşı Halk Meclisi için 25, Eyaletler Meclisi için 30’dur.

Federal devlet yapısına sahip olan Hindistan, 28 Eyalet ile 7 Birlik Toprağı’ndan oluşmaktadır. Öte yandan, Andhra Pradesh Eyaleti’nin Andhra Pradesh ve Telengane olarak bölünmesi ve Telengana`nın yeni bir Eyalet olarak tesis edilmesi süreci devam etmektedir. Eyaletler kendi Hükümetlerine ve Parlamentolarına sahiptirler. Yönetim Merkezi Hükümet ve Eyalet Hükümeti arasında bölümüştür. Birlik Toprakları ise Merkezi Hükümet’in yönetimi altında olup, Cumhurbaşkanı tarafından atanan Valilerce yönetilmektedir. Sadece Puducherry ve Federal Başkent olan Delhi, Birlik Toprakları olmaların karşın, diğer 5 Birlik Toprağı’ndan farklı olarak kabineye ve seçilmiş bir meclise sahiptirler.

Ülkedeki siyasi partiler, “Ulusal Partiler” ve “Eyalet Partileri” olarak iki gruba ayrılmaktadır. Ulusal Partiler ülke çapında neredeyse her seçim bölgesinde seçimlere katılırken, Eyalet Partileri bir veya iki eyalette seçime giren yerel partiler konumundadır. Parlamenterlerin parti değiştirmesi yasaklanmıştır. 

Demografi

Hindistan 1,2 milyar nüfusu ile dünyadaki en büyük ikinci ülkedir. Son 50 yılda tıbbi gelişmeler, tarımsal verimlilik ve Yeşil Devrim nedeniyle Hindistan`da büyük bir nüfus artışı olmuştur. Hindistan`da kentsel nüfus 1991-2001 arasında %31,2 artarak çok büyük bir artış göstermiştir. 2001 yılında yapılan sayıma göre Hindistan nüfusunun %70`i kırsal kesimde, 285 milyon Hindistanlı ise kentlerde yaşıyor.Bombay, Delhi ve Kalküta Hindistan`ını en büyük üç şehridir. Hindistan`da okuryazarlık oran kadınlarda %53,7, erkeklerde %75,3 toplam nüfusta ise 64,8`dir.

Kültür

Hint Sineması

Hindistan Kültürü ve yaşamı Hindistan dışında özellikle Hint Filmleri ile tanınmıştır. Hindistanın değişik bölgelerinde farklı film prodüksiyonları vardır. Bunlardan en önemlisi Mumbai`deki Bollywood film endüstrisidir. Bollywood adı Hollywood ve Bombay (Mumbai) isimlerinden oluşturulmuştur.

Hint Mutfağı

Genelde bol baharatlı yemekler yapılır. Tavuk ve baharat ağırlıklı bir mutfaktır. Tatlıdan tavuğa kadar bütün yemekler baharatlıdır. Tatlılar tarçın ağırlıklı tavuklar köri ağırlıklıdır. Hinduluk dini yüzünden inek eti kullanılmaz.

Hindistan Ülke Rehberi ile Alakalı Yazılar

Osetya Ülke Rehberi
Osetya Ülke Rehberi
Kafkas sıradağlarının kuzey ve güney yamaçlarına yayılmış dağlık bir bölge olan Osetya, kuzeyde Stavropol Kray (Rusya Federasyon), doğuda Çeçen ve İnguş Cumhuriyetleri, batıda Kabartay-Balkar Cunhuriyeti ve güneyde de Gürcistan`la komşudur. Tarihsel ve kültürel olarak hemen hemen bütünlük arz eden tek bir ülke olan Osetya, Büyük Kafkaslar`ın ikiye böldüğü iki parçadan oluşur: Kuzey Osetya ve Güney Osetya.
Türkmenistan Ülke Rehberi
Türkmenistan Ülke Rehberi
Orta Asya ülkelerinden olan Türkmenistan güneyden İran, batıdan Hazar denizi, kuzeyden Kazakistan, kuzeydoğudan Özbekistan, güneydoğudan Afganistan`la çevrilidir. Türkmenistan kurak bir iklime sahiptir. Yazları sıcaklık 50 dereceye kadar çıkarken, kışları ise -25 dereceye kadar düşmektedir. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsızlıklarını ilan eden Türkmenler, günümüzdeki 7 Türk Devleti’nden biridir ve TÜRKSOY’un üyesidir.

Haritada Hindistan

arabul.com
Yurtiçi Uçak Bileti Yurtdışı Uçak Bileti Charter Uçak Bileti
Anasayfa
Hakkımızda
Bilgi Bankası
İletişim Bilgileri
Turizm ve Ulaşım
Bu site bir İkia Turizm Ltd. Şti. kuruluşudur. İçerik veya görseller izin alınmadan kullanılmaz. © Copyright 2008 - 2014.
Yetkili acente İKİA Turizm 'dir. Sistem alt yapısı İpek TR / BiletAll tarafından kurulmuştur. Havayolları bilgi ve rezervasyon kaynağı İpek TR / BiletAll' dır. Kullanım Koşulları - Gizlilik Politikamız - İptal İade Şartları